Browsing by Author "Bedir, Serap"
Now showing 1 - 7 of 7
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Ab ve Oecd Ülkelerinin Gelir Tüketim İlişkisinin Eşbütünleşme Analizi ile İncelenmesi: Panel Veri Analizi(2016) Kantar, Mustafa; Bedir, Serapİktisat teorisinin ve ekonometrik araştırmaların en önemli konularından biri olan tüketim harcamaları ile ilgili çalışmaların başlangıcı 18. yüzyılın sonlarına, David Davies (1795) ve Morton Eden (1797)'e kadar uzanmaktadır. İktisadi aktivitelerin hemen hepsi insan varlığını devam ettirecek, sosyo-kültürel ihtiyaçlarımıza cevap verecek olan mal ve hizmetlerin üretimini temin etmek, diğer bir ifadeyle tüketim amacıyla gerçekleştirilir. Bu çalışmada, AB ve OECD ülkeleri için gelir-tüketim değişkenleri arasındaki ilişki ve Keynes'in Mutlak Gelir Teorisi 1980-2013 dönemine ait verilerle analiz edilmiştir. Durbin-H, Westerlund ECM-Bootstrap ve LM Bootstrap panel eşbütünleşme testleriyle ilişkinin varlığı araştırılmış, uzun dönem katsayıları CCE tahmincisi ile tahmin edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, gelirdeki %1'lik bir değişim AB ülkelerinde %0.611, OECD I ülkelerinde %0.471 ve OECD II ülkelerinde ise %0.782 oranında bir artışa neden olacaktır ve gelirin tüketimden kalan kısmı tasarrufa ayrılacaktır. Gerek AB gerekse OECD ülkelerinde Mutlak Gelir Teorisinin diğer bir ifadeyle Keynesyen görüşün geçerli olduğu söylenebilir. Ayrıca, AB, OECD I ve OECD II grubu karşılaştırıldığında yüksek gelir ortalamasına sahip olan OECD I ülkelerinde marjinal tüketim eğiliminin en düşük olduğu ve karşılaştırma grubu içerisinde daha düşük gelir ortalamasına sahip olan OECD II grubunda ise katsayının daha yüksek olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Keynes'in gelirle tüketim arasında pozitif yönlü ilişkinin olduğu ve gelir arttıkça ortalama tüketim eğiliminin düştüğü hipotezinin geçerli olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.Article Çevre Vergileri ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki: Ab Ülkeleri için Eşbütünleşme ve Nedensellik Analizleri(2016) Bedir, Serap; Güneş, HasanÇevre vergilerinin ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkilerinin yanı sıra teşvik edici etkilerinin de varlığı konunun bilim adamları, siyasiler ve çevreciler arasında sıklıkla tartışılmasına neden olmuştur. Çalışmada AB üyesi ülkelerde 1995-2012 aralığında çevresel politika hedeflerine ulaşmada önemli bir mali araç olarak görülen çevresel vergilerin büyüme üzerindeki etkisi yatay kesit bağımsızlık ve heterojenlik altında panel eşbütünleşme ve nedensellik testleri ile araştırılmıştır. Uzun dönemde ekonomik büyüme ile çevresel vergiler arasında ters yönlü bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Nedensellik analizinde ise, kısa dönemde çevresel, enerji ve taşımacılık vergilerinden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedenselliğin olduğu; uzun dönemde ise çevresel ve taşımacılık vergileri ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, ekonomik politikalar geliştirilirken büyüme dinamiklerinin de göz önünde bulundurulması gerektiği söylenebilir.Article CO2 Emissions and Human Development in OECD Countries: Granger Causality Analysis with a Panel Data Approach(Springer Heidelberg, 2016) Bedir, Serap; Yilmaz, Vildan MerveCarbon dioxide (CO2) is a major greenhouse gas emitted through human activities resulting from energy use. This study examines the causal relation between the logarithms of the human development index and CO2 emissions in 33 Organization for Economic Co-operation and Development countries for 1992-2011. Moreover, it applies a new panel data approach developed by Konya (2006). This approach is based on the seemingly unrelated regression system and Wald tests with country-specific bootstrap critical values. The results obtained from the Granger causality analysis support the growth hypothesis for Denmark, Ireland, Israel, Italy, Japan, Korea, Luxembourg, Poland, Spain, Slovakia, Turkey, and the U.S. In addition, they support the conservation hypothesis for Chile, Czech Republic, Estonia, Finland, France, Greece, New Zealand, and Mexico. The feedback hypothesis is observed for Iceland, Norway, Portugal, and Switzerland as well as the neutrality hypothesis of the other countries (Australia, Austria, Belgium, Canada, Hungary, Netherlands, Slovenia, Sweden, and the UK). This implies that conservation policies that are related to coal, gas, electricity, and oil consumption can reduce CO2 emissions but may simultaneously hinder economic growth and human living standards. However, if conservation policies are not implemented, the detrimental effects of environmental degradation could also affect human living standards. Therefore, policymakers must develop strategic plans to reduce carbon emissions that do not negatively impact their constituents. One possible way to achieve this is by increasing the efficiency of energy use.Article Orta Gelir Tuzağı ve Türkiye Örneği(2014) Bedir, Serap; Özdemir, Dilek; Çakmak, Erol; Bozkurt, EdaOrta gelir tuzağı (OGT), iktisat yazınında yeni bir konu olmakla beraber özellikle orta gelirli ülkelerin maruz kaldığı önemli bir tıkanıklıktır. 1960'lardan sonra orta gelir grubunda yer alan az sayıda ülkenin yüksek gelirli ülke kategorisine ulaşmış olması konunun orta gelirli ülkeler için önemini arttırmaktadır. Çalışmada Türkiye'nin 1971 2012 dönemine ilişkin yıllık verileri kullanılarak yakınsama ve ARDL analizi yapılmıştır. Bulgular, Türkiye'nin yüksek gelirli ülkelere yakınsadığı; yüksek eğitimde okullaşma ve yurt içi tasarruf oranlarının kişi başına düşen gelir üzerinde pozitif ve anlamlı etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Sonuçta Türkiyede OGT'den kurtulmak için sanayisizleşme riski ortadan kaldırılmalı ve eğitim sistemi yenilik ve teknoloji odaklı olmalıdır.Article Özel, Kamu ve Yabancı Tasarruf İlişkisi: Türkiye Örneği(2017) Bedir, Serap; Özdemir, Dilek; Bozkurt, EdaSürdürülebilir ekonomik büyümenin en önemli finansman kaynağı yurtiçi tasarruflardır. Türkiye'de son yıllarda yurtiçi tasarruflarda yaşanan değişim yabancı tasarruflara olan bağımlılığı arttırmıştır. Dolayısıyla, Türkiye için özel, kamu ve yabancı tasarruf ilişkisi daha önemli ve tartışılır bir konu haline gelmiştir. Çalışmada 1980-2014 döneminde Türkiye'de özel, kamu ve yabancı tasarruf ilişkisi araştırılmıştır. Serilerin durağanlıkları Lee ve Strazicich (2003) çoklu yapısal kırılmalı birim kök testiyle; eşbütünleşme ilişkisinin varlığı Maki (2012) çoklu yapısal kırılmalı eşbütünleşme testiyle incelenmiş ve eşbütünleşme katsayıları dinamik en küçük kareler yöntemiyle tahmin edilmiştir. Analiz sonuçları özel ve kamu tasarrufları arasında negatif ve tam olmayan Ricardocu Denklik Hipotezi'nin olduğunu göstermiştir. Ayrıca yabancı tasarrufların özel tasarrufları negatif etkilediği diğer bir deyişle ikame ettiği tespit edilmiştir.Master Thesis Tüketici Kredilerinin Cari İşlemler Açığı Üzerindeki Etkisi: Türkiye Örneği(2019) Gökkaya, Saim; Bedir, SerapMakroekonomik göstergeler arasında en önemli yapısal sorunlardan biri cari işlemler açığıdır. Türkiye'de de özellikle 2008 krizinden sonra en önemli ekonomik sorunlardan birisi cari işlemler açığıdır. Cari işlemler açığının azaltılabilmesi için nedenlerinin ve etki kanallarının belirlenmesi ekonomi otoriteleri ve araştırmacılar açısından önem taşımaktadır. Bu bağlamda cari açığın nedenlerinden biri olarak kabul edilen tüketici kredilerinin türleri ve yapısı cari açıkla mücadele açısından önemli bir göstergedir. Cari işlemler açığını azaltma hedefi doğrultusunda, tüketici kredilerine yönelik bir kısıtlamanın, finansal tedbir aracı olarak kullanılıp kullanılamayacağını tespit etmek amacıyla Türkiye'de tüketici kredileri ve alt kalemleri olan konut, ihtiyaç ve taşıt kredileri ile cari açık arasındaki ilişki 1997-2018 dönemi verileri kullanılarak incelenmiştir. Seriler arasındaki kısa ve uzun dönem ilişkileri ARDL sınır testi ile tahmin edilmiş ve kısa dönemde hata düzeltme mekanizmasının çalıştığı sonucuna ulaşılmıştır. Uzun dönemde toplam tüketici kredileri ve tüketici kredisi türlerinden olan ihtiyaç ve taşıt kredileri ile cari açık arasında pozitif yönlü ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Bu doğrultuda Türkiye'de genel olarak tüketici kredilerinin cari açığı etkileyen ve politika belirlemede dikkate alınması gereken önemli bir unsur olduğu ifade edilebilir. Ayrıca, Türkiye'de tüketici kredilerine getirilecek kısıtlamaların, cari işlemler açığının azaltılmasında faydalı olacağı; ancak kısıtlamaların tüketici kredileri türlerine göre değerlendirilmesinin daha uygun olacağı ifade edilmelidir.Master Thesis Vergi Mükelleflerinin Vergi Karşısındaki Tutum ve Davranışları (Erzurum Alt Bölgesi)(2016) Ateş, Abdulkadir; Bedir, SerapGeçmişten günümüze devletin en önemli gelir kaynağı olan vergiler toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Vergi, devlet için en önemli gelir kaynağı iken mükellefler açısından çoğu zaman katlanılması güç bir yük olarak algılanmaktadır. Bu nedenle mükelleflerin vergi uygulamaları karşısında sergiledikleri tutum ve davranışlar vergi gelirleri açısından önem arz etmektedir. Mükellefin vergiyi bir yük olarak algılaması vergi ödevini tam olarak yerine getirmemesine neden olacaktır. Gelir kaybına uğradığını düşünen mükellefler sosyal, siyasal, ekonomik ve mali durumlara bağlı olarak farklı tepkiler göstereceklerdir. Bu tepkiler, verginin sosyo-psikolojik açıdan incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu araştırma, mükelleflerin ödedikleri vergiyi psikolojik ve sosyal yönden nasıl algıladıklarını ve vergilendirme karşısında tutumlarının ne olduğunu tespit edebilmek amacıyla yapılmıştır. Toplumun vergiye gönüllü uyumunun arttırılması için örnek kitleyi teşkil eden Erzurum alt bölgesi (Erzurum, Erzincan ve Bayburt) için 943 mükellefe uygulanan anket çalışması ile vergi mükelleflerinin vergilemeye ilişkin düşünce ve davranışları tespit edilmiş ve vergiye gönüllü uyum konusunda olumlu düşüncelerinin olduğu görülmüştür. Yapılan ankete göre, mükelleflerin herhangi bir zorlama olmadan vergilerini ödedikleri düşüncesinin ağırlıkta olduğu söylenebilir. Ancak mükelleflerde özellikle vergi cezaları, denetimleri ve afları konusunda yapılacak düzenlemelerin vergi adaleti ile ilgili bakış açılarını olumsuz etkileyebileceği bu nedenle mevzuatta vergi aflarına mümkün olduğunca yer verilmemesi ve denetim ve cezaların etkin uygulanmasının vergiye uyumu arttıracağı ifade edilebilir

