Browsing by Author "Bezirganoğlu, İsmail"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Adi Yonca (medicago Sativa L.) Ekotip ve Çeşitlerinde Dna, Protein, Çekirdek Analizi ve Kromozom Sayımıyla Genetik Çeşitliliğin Belirlenmesi(2018) Yazıcılar, Büşra; Bezirganoğlu, İsmailMedicago sativa (yonca) çok yıllık, besin değeri yüksek, çevre şartlarına dayanıklı olması nedeniyle ekimi en çok tercih edilen baklagiller familyasına ait yem bitkisidir. Bu çalışmada, bazı yonca ekotip ve çeşitlerinin DNA, protein, çekirdek ve kromozom sayımıyla genetik çeşitliliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, 5 farklı yonca çeşidinin (Medicago sativa cv. Alsancak, Bilensoy, İside, Plato, Bilensoy82) ve 3 farklı ekotip (Erzurum, Muş ve Konya) ve arasındaki genetik uzaklık basit dizi tekrarları (SSR) tekniği ile araştırılmış, elde edilen veriler NTSYS-pc programı ile analize tabi tutulup genetik akrabalık dendrogramı oluşturulmuştur. Erzurum, Muş; Konya, Bilensoy82, Alsancak ve Plato; İside ve Bilensoy arasında akrabalık ilişkiside monomorfik olarak bulunmuştur. M.truncutula olan model organizmamız diğer ekotip ve çeşitlerde akrabalık ilişkisi bulunamamıştır. Kromozom sayıları ise İside, Bilensoy çeşitleri ve Muş ekotipi diploid, Bilensoy82 çeşidi triploid, Konya ve Erzurum ekotipinde kromozom sayısı 30, Plato ve Alsancak çeşidi tetraploid olarak tespit edilmiştir. Toplam protein miktarı ise en yüksek M.truncatula, Konya ve Alsancak en düşük ise Plato, Bilensoy82 ve Muş'da tespit edilmiştir.Doctoral Thesis Bor Nitrür- Germanyum Alaşımının Biyouyumluluk, Antimikrobiyal Özelliklerinin ve Biyomedikal Alanda Kullanımının Belirlenmesi(2025) Daş, Abdul Saltuk Buğra; Bezirganoğlu, İsmail; Arslan, Mehmet EnesBiyomedikal uygulamalarda kullanılan kaplama malzemelerinin biyouyumluluk, tribolojik ve antimikrobiyal özellikleri, bu malzemelerin başarısını doğrudan etkileyen kritik faktörlerdir. Bor nitrür (BN) ve germanyum (Ge), yüzey modifikasyon malzemesi olarak biyomedikal cihazlar ve implantlar için umut vaat eden iki adaydır. Proje kapsamında, kaplamalar Magnetron Sputter cihazı kullanılarak elde edilmiş ve Enerji Dağıtıcı Spektroskopi (EDS) ve Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile morfolojik ve kimyasal analizleri yapılmıştır. Hücre biyouyumluluğunu değerlendirmek için MTT testi ve çekirdek boyama yöntemleri kullanılmış, antimikrobiyal etkinlik ise gram negatif Escherichia coli (E. coli) ve gram pozitif Staphylococcus aureus (S. aureus) bakterileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. BN ve Ge kombinasyonu, her iki malzemenin avantajlarını bir araya getirerek dengeli bir yüzey performansı göstermiştir. Biyouyumluluk testlerinde, BN kaplamaların fibroblast hücre proliferasyonunu ve tutunmasını desteklediği, Ge kaplamaların ise bu özelliklerinin modifikasyonlarla geliştirilebileceği tespit edilmiştir. Antimikrobiyal testler, Ge kaplamaların E. coli üzerinde, BN-Ge kombinasyonunun ise S. aureus üzerinde anlamlı etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Bor nitrür kaplama, biyouyumluluğu, düşük sürtünme katsayısı ve yüksek aşınma direnci ile biyomedikal uygulamalarda güçlü bir aday olarak öne çıkmaktadır. BN ve Ge kombinasyonları, sinerjik etkiler yaratabilecek potansiyele sahiptir; ancak gram negatif bakterilere karşı etkinliğin artırılması için ileri düzey optimizasyonlar gereklidir. Bu sonuçlar, BN ve Ge kaplamaların biyomedikal cihazlarda kullanımına yönelik yenilikçi çözümler sunabileceğini göstermektedir.Master Thesis İn Vitro Şartlarda Beş Tritikale Genotipinin Tuz Stresine Yanıtının Bazı Biyokimyasal ve Fizyolojik Parametreler Kullanılarak İncelenmesi(2019) Karaman, Serap; Bezirganoğlu, İsmailTuzluluk, bitki gelişimini kısıtlayan önemli abiyotik streslerden biridir. Tritikale, yüksek kaliteli tohumu, verim potansiyeli ve hastalığa karşı direnci ile bilinen, son derece uygun bir üründür. Bu çalışmada, kallus ve embriyogenik kallus oluşumunda ekili olan beş tritikale genotipinin (Ümran Hanım, Mikham 2002, Melez 2001, Tatlıcak ve Alper Bey) farklı konsantrasyonlardaki tuz stresine verdiği yanıtlar test edilmiştir. Kotiledon eksplantları, kallus indüksiyonu ve embriyogenik kallus oluşumu için eksplantlar olarak seçilmiştir. Test edilen beş tritikale genotipi, kallus büyümelerine ve embriyogenik kallus oluşumlarına göre değişmiştir. Daha iyi kallus indüksiyonu için Ümran Hanım, Tatlıcak ve Alper Bey gözlenirken; benzer şekilde, aynı genotipler, in vitro şartlarda tuzda daha iyi embriyogenik kallus oluşumuyla cevap vermiştir. Tuz stresi altında bu genotiplerin embriyogenik kallus büyümesinde önemli bir azalma gözlenmiştir. Emriyogenik kallusun NaCl' ye verdiği cevaplara göre, beş tritikale genotipi, Tatlıcak> Ümran Hanım> Alper Bey> Mikham 2002> Melez 2001 olacak şekilde sıralanmıştır. Bu beş tritikale genotiplerinin hepsi tuz stresine maruz bırakıldıklarında kontrol bitkilerinden daha fazla prolin ve şeker biriktirmişlerdir. Prolin seviyesi 200 mM' da zirve yapmış, en düşük ve en yüksek içerik 0-200 mM tuz konsantrasyonlarında elde edilmiştir. Çözünebilir şekerlerin birikimi, kontrol gruplarına kıyasla yaklaşık iki kat artmıştır. Tuza duyarlı genotiplerde lipid peroksidasyonu tuza dayanıklı olanlara göre daha fazla olduğu gözlenirken, H2O2 miktarı tuza dayanıklı genotiplerde artarken, tuza duyarlı genotiplerde ise azaldığı gözlenmiştir. Antioksidan enzim aktiviteleri, artan NaCl konsantrasyonuna cevap olarak artan bir eğilim sergilemiştir.Master Thesis Melatonin ile Endofitik Bakteri Uygulanmasının Gazal Boynuzu (Lotus Corniculatus) Bitkisinde Tuz Stresi Toleransı Üzerine Etkisinin İn Vitro Şartlarda Araştırılması(2025) Ertüfekçi, Oğuzhan; Bezirganoğlu, İsmailBitkisel stres yanıtlarının iyileştirilmesinde melatonin gibi doğal antioksidanların ve bitki büyümesini teşvik eden endofitik bakterilerin kullanımı, sürdürülebilir tarım için umut verici stratejiler arasında yer almaktadır. Melatonin ve endofitik bakterilerin birlikte uygulanmasının, Lotus corniculatus (gazal boynuzu) bitkisinde tuz stresi toleransı üzerine etkilerini in vitro şartlarda araştırmak amaçlanmıştır. Steril koşullarda yetiştirilen L. corniculatus bitkileri, 1 ve 5 mM melatonin, 75 ve 100 mM NaCl ile birlikte kaktüslerden izole edilen endofitik bakteri uygulamaları ve bunların kombinasyonlarına tabi tutulmuştur. Bitkilerde morfolojik-fizyolojik parametreler (kök ve gövde uzunluğu, taze ve kuru biyokütle) ve biyokimyasal yanıtlar (malondialdehid, indirgen şeker, H2O2 ve prolin düzeyleri) analiz edilmiştir. Buna ek olarak, stres yanıtıyla ilişkili NAC ve SOS1 genlerinin ekspresyon düzeyleri, gerçek zamanlı PCR (RT-PCR) yöntemiyle belirlenmiştir. Melatonin ve endofitik bakteri kombinasyon uygulaması, bitkisel büyümeyi ve antioksidan savunma mekanizmalarını güçlendirmiştir. Elde edilen bulgular, melatonin ve endofitik bakteri kombinasyonunun, L. corniculatus gibi yem bitkilerinde tuz stresine karşı etkili bir biyolojik koruma stratejisi olabileceğini ortaya koymaktadır.Master Thesis Tritikale'de (x Triticosecale Wittmack) 2,4-D Büyüme Düzenleyicisinin Farklı Dozlarının Embriyonik Kallus Oluşumu Üzerine Etkileri(2017) Karataşlıoğlu, Yuşa; Bezirganoğlu, İsmailTritikale, yaklaşık 130 yıl önce çavdar ve buğdayın melezlenmesinden yapay olarak elde edilen bir tür olup 1960 yılında ilk kez ıslahçılar tarafından kullanılmıştır. Tritikale yüksek verim kapasitesi, kaliteli dane, hastalıklara karşı dayanıklı ve değişen çevre koşullarına karşı adaptasyon kabiliyeti yüksektir. Bu çalışmada, ülkemizde yaygın olarak ekimi yapılan tritikalenin Ümran Hanım çeşidinin olgun embriyoları kullanılmıştır. Bir oksin tipinin (2,4-Dichlorophenoxyacetic asit) ve bu oksin tipine ait 3 farklı dozun (4.0 mg/l; 8mg/l; 12.0mg/l) kallus oluşumu ve embriyogenik kallus oluşumuna etkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre kallus oluşumu ve embriyogenik kallus oluşumu Ümran Hanım çeşidinde yüksek oranda olmuştur. Kallus oluşumu ve embriyogenik kallus oluşumu değişen üç farklı dozda değişkenlik göstermiştir. Kallus oluşumu oranı 3 dozda %85'in üstünde bulunmuştur. Kallus oluşumu oranı en yüksek 4 mg/l dozunda agarlı ortamdan alınmıştır. Embriyogenik kallus oluşum oranları ise sırasıyla %32,38, %12,86 ve %16,08 olarak hesaplanmıştır.Master Thesis Yem Bezelyesi (Pisum Sativum Arvense L.) Genotiplerinin, Prolin İçeriğine ve Antioksidan Enzim Aktivitesine Bağlı Olarak Soğuğa Karşı Direncinin Belirlenmesi(2019) Yiğit, Onur Recep; Bezirganoğlu, İsmailBezelye (Pisum sativum arvense L.), dünya çapında başlıca ticari yem bitkilerinden biridir ancak verimi soğuk stres nedeniyle soğuğa karşı direnci ile sınırlıdır. Bu çalışmada, farklı 31 bezelye genotipinin soğuğa direnç tepkisini, soğuk stres altında test edilmiştir. Bezelye bitkileri, deneylerden 10 gün önce sıcaklık kontrollü bir serada (25/15 °C) tohumlardan yetiştirilmiştir. Soğuğa dirençli ve soğuğa duyarlı hatlar, çeşitler farklı termal analiz değerleri kullanılarak seçilmiştir. Ayrıca antioksidan enzimlerinin (askorbat peroksidaz, katalaz ve süperoksit dismutaz) aktivitesindeki değişimlerin, serbest prolin içeriğindeki değişimlerin ve soğuğa direncin % 50 oranında yapraklarda ölüme neden olan öldürücü sıcaklık (LT50) ile ilişkisi araştırılmıştır. Soğuk aklimasyon ve aklimasyon olmayan koşullarda üç ıslah hattı seçilmiştir. Proline içeriği, aklimasyon olmayan koşullara kıyasla, soğuk aklimasyonda bulunan yapraklarda kademeli olarak artmıştır. Soğuk aklimasyon Askorbat Peroksidaz (APX), Süperoksit Dismutaz (SOD) ve Katalaz (CAT) aktivitelerini geliştirmiştir. Enzim aktiviteleri ile soğuğa karşı direnci arasındaki en yüksek korelasyon 19 ıslah hattının yaprak örneklerinde SOD, APX ve CAT durumunda gözlenmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar, LT50'nin soğuk aklimasyonda prolin içeriği ve antioksidan enzim aktiviteleriyle yakından ilişkili olduğunu göstermiştir.

