Browsing by Author "Oral, Fatmanur"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Article BIST Sürdürülebilirlik Endeksinin Statik ve Dinamik Bağlantılılığı: Diebold–Yılmaz Yaklaşımı(2025) Oral, FatmanurAmaç – Sürdürülebilir finansın piyasa temelli göstergeleri olan ESG endekslerinin geleneksel piyasalarla ilişkilerinin analizi giderek önem kazanmaktadır. Bu çalışma, Türkiye’nin ESG göstergesi niteliğindeki BIST Sürdürülebilirlik Endeksi (XUSRD) ile yerel hisse (BIST 100), küresel hisse (S&P 500), küresel ESG ölçütü (MSCI World ESG Leaders) ve emtialar (Brent petrol, altın) arasındaki statik ve dinamik bağlantılılığı ölçmeyi amaçlamaktadır. Yöntem – 5 Ocak 2015–26 Mart 2025 dönemine ait günlük veriler kullanılarak Diebold–Yılmaz bağlantılılık yöntemi ile hem statik hem dinamik bağlantılılık analizleri yapılmıştır. Toplam, yönlü ve net bağlantılılık ölçüleri ile zaman içinde değişen bağlantılılık göstergeleri elde edilmiştir. Bulgular – Statik bağlantılılık sonuçları (TCI ≈ %38,6) ağ içi etkileşimin orta düzeyde olduğunu göstermektedir. S&P 500 ve küresel ESG net yayıcı, Brent ve altın net alıcıdır. XUSRD ve BIST 100 yakın-nötr bir profil sergilemekte ve aralarında güçlü çift yönlü bağ bulunmaktadır. COVID-19 ve 2022 enerji şoku dönemlerinde bağlantılılık belirgin artmakta, özellikle hisse bloklarında çeşitlendirme imkânı daralmaktadır. Normalleşme fazlarında ise TCI yeniden orta banda dönmektedir. Tartışma – Bulgular, XUSRD’nin fiyat-alıcı bir yapıda olduğunu, yerel hisse döngüsünden henüz anlamlı ölçüde ayrışmadığını ve küresel yayıcılara duyarlı kaldığını göstermektedir. Altın çoğu dönemde tampon rolü oynarken, Brent’in etkisi rejime bağlı ve sınırlıdır. Sakin rejimlerde sınırlı da olsa çeşitlendirme olanağının bulunduğu ancak stres dönemlerinde hisse bloklarında senkronizasyonun artmasına ve çeşitlendirme alanının daraldığı görülmektedir. Sonuçlar BIST Sürdürülebilirlik endeksi portföylerde tek başına ayrıştırıcı bir faktör olmadığını, yerel hisse ile birlikte ve küresel yayıcılar erken uyarı göstergesi kabul edilerek yönetilmesi gerektiğini göstermektedir.Article Büyüyen Kahve Endüstrisinde Rekabet Stratejilerinin Oyun Teorisi ile İncelenmesi(2024) Çalmaşur, Gürkan; Aysın, Meryem Emre; Oral, Fatmanur; Daştan, HüseyinTürkiye'deki kahve pazarı hızla büyümekte, bu durum uluslararası, ulusal ve yerel kahve işletmeleri arasında kıyasıya bir rekabetin yaşanmasına neden olmaktadır. Yerel işletmelerin rekabette marka avantajına sahip daha kurumsal bu yapılarla rekabet edebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi yerel ekonomiler için son derece önem kazanmıştır. Bu çalışmada kahve pazarında faaliyet gösteren şirketleri rekabet stratejileri açısından incelemek amacıyla oyun teorisi bir araç olarak kullanılmış hem sıfır toplamlı hem de sıfır toplamlı olmayan oyunlar tasarlanmıştır. Bunu yaparken kuşakların beklentilerinin, beğenilerinin, zevk ve tercihlerinin ve dolayısı ile tüketim alışkanlıklarının farklı olabileceği düşünülerek doğdukları yıllara göre X, Y ve Z kuşağı olmak üzere gruplandırma yapılarak Erzurum ilinde 1600 kişiye anket yapılmıştır. Yapılan anketlerden elde edilen verilerle farklı oyun matrisleri oluşturulmuştur. Oyunlar her kuşak için kahve işletmeleri arasında öne çıkan stratejilerin belirlenmesi üzerine kurgulanmıştır. Sonuçlar kuşak fark etmeksizin yerel kahve işletmesinin uluslararası ve ulusal kahve zincirleri karşısında mekân konforu ile öne çıktığını ortaya koymuştur. Ayrıca tüketici beklentilerini karşılama açısından da yerel işletmelerin yine mekân konforu ile öne çıktığı görülmektedir. Yerel kahve işletmeleri rekabet avantajı elde edebilmek için mekân konforu ile ilgili stratejileri geliştirmeye odaklanmalıdır. Bu stratejiyi geliştirmek yerel işletmeye pazar payını arttırmaya yönelik fırsatlar sunar. Ayrıca Z kuşağının tüm stratejilerde diğer kuşaklara kıyasla daha yüksek beklentilere sahip olduğu görülmüştür.Doctoral Thesis Ekolojik İktisat Perspektifiyle Tüketim Alışkanlıklarının Analizi(2025) Oral, Fatmanur; Yaylalı, MuammerSon yıllarda etkisi giderek artan çevre sorunları, geleneksel insan merkezli ekonomik sistemlerin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu sorgulama süreci, doğa ile ekonomiyi dengeleyen ve doğayı merkeze alan alternatif yaklaşımların gündeme gelmesini sağlamıştır. Toplumsal ölçekte bir dönüşüm gerektiren bu süreçte, üretimden tüketime, yönetimden toplumsal katılıma kadar tüm sistem bileşenlerinin ekolojik sınırlar ve toplumsal sorumluluklar doğrultusunda dönüşüme dahil olması, sürecin başarısı açısından kritik öneme sahiptir. Bu doğrultuda, bu çalışma ekolojik dönüşümün tüketim boyutuna odaklanmakta; ekolojik iktisat perspektifiyle ekolojik tüketim kavramını açıklayarak bireylerin ekolojik tüketim davranışlarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada ekolojik tüketim, yalnızca ürün tercihleriyle sınırlı bir davranış biçimi olarak değil, bireylerin gündelik yaşamlarında sergiledikleri çeşitli tüketim pratiklerinin bütüncül bir yansıması olarak ele alınmıştır. Bu kapsamda, İstanbul'da son altı ay içerisinde en az bir ekolojik davranışta bulunduğunu belirten 400 tüketiciye uygulanan anketlerden elde edilen veriler kullanılmıştır. Araştırmada öncelikle faktör analizi uygulanarak ekolojik tüketimin temel boyutları belirlenmiş, ardından bu boyutlardaki davranışların yapılma sıklıklarına göre tüketiciler dört farklı kümeye ayrılmıştır. Elde edilen kümeler, her bir boyutta sergilenen davranış örüntüleri üzerinden ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Son aşamada ise, çoklu lojistik regresyon analiziyle bu tüketici kümelerinin sosyo-demografik özellikleri, toplumsal farkındalık düzeyleri ve çevresel tutumları açısından nasıl farklılaştığı ortaya konmuştur. Araştırma bulguları, ekolojik tüketimin çok boyutlu bir yapı sergilediğini ve tüketicilerin bu boyutlarda farklılaşan davranış örüntüleri gösterdiğini ortaya koymuştur. Elde edilen dört tüketici kümesi, ekolojik tüketim davranışlarının toplumda homojen dağılmadığını, bazı tüketici gruplarının ekolojik tüketimde oldukça aktif, bazılarının ise sınırlı ve seçici davrandığını göstermektedir. Diğer yandan düşük maliyetli ekolojik davranışların yaygın olarak uygulandığı, yapısal destek ve erişim gerektiren uygulamaların daha düşük oranda gerçekleştiği tespit edilmiştir. Çoklu lojistik regresyon bulgularına göre, yaş, gelir, hane büyüklüğü, bağış yapma sıklığı, çevresel kaygı ve maliyet algısı değişkenlerinin ekolojik tüketim davranışında etkili olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar ekolojik dönüşüm sürecinde gerçekleştirilecek politika ve uygulamaların tüketici eğilimlerini dikkate alarak şekillendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.Article Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkelerin Hisse Senedi Piyasalarında Bağlantılılığın Ölçülmesi ve Ağ Analizi(2024) Ozkan, Ibrahim; Oral, FatmanurÜlkeler arasındaki siyasi, ekonomik ve finansal entegrasyondaki artış uluslararası piyasa bağlantılarını etkilemektedir. Finansal krizler ülkeler arasında hızla yayılabilmektedir, bu nedenle hisse senedi piyasalarının birbirleriyle olan ilişkilerinin izlenmesi ve ölçülmesi önemlidir. Bu makale gelişmiş ve gelişmekte olan toplam 13 ülke için Ocak 1997'den Ağustos 2017'ye kadar günlük hisse senedi getirilerini kullanarak finansal piyasalardaki bağlantılılık derecesini araştırmaktadır. Diebold ve Yilmaz'ın (2009-2012) bağlantılılık ölçüsü, tüm hisse senedi piyasaları için borsa getirilerinin bağlantılılığını ve yayılmaların yönünü incelemek için uygulanmıştır. Buna ek olarak, çalışmada ABD hisse senedi piyasasının diğer tüm hisse senedi piyasalarıyla dinamik bağlantılılığı analiz edilmektedir. Sonuçlar, ABD hisse senedi piyasasının çeşitli bölgelerdeki diğer hisse senedi piyasalarını en çok etkileyen piyasa olduğunu göstermektedir. Dinamik analiz sonuçları, bağlantılılığın zaman içinde, özellikle de çalkantılı dönemlerde değiştiğini ortaya koymaktadır. Gelişmiş ülkelerin çoğu getiri yayılma şoklarının göndericisi konumundayken, gelişmekte olan ülkeler alıcısı konumundadır.Article Self-Control as a Buffer Against Overconsumption-Driven Social Influence: A Structural Equation Modelling Approach(Management & Business Acad, 2025) Oral, Fatmanur; Aysin, MeryemThis study investigates the bidirectional relationship between social influence (bandwagon, snob, and Veblen effects) and individuals' spending self-control within the context of overconsumption-an increasingly pressing concern for both individual well-being and environmental sustainability. Drawing on behavioural economics theory, the study examines how social pressures affect individuals' self-control and, conversely, how selfcontrol can mitigate these social effects. To explore this dynamic, survey data were collected from 1,260 individuals in Erzurum, T & uuml;rkiye. Social influence tendencies were measured using the scale by Shukla and Rosendo-Rios (2021), while spending self-control was assessed using the scale by Haws et al. (2012). Two structural models were tested using Structural Equation Modelling (SEM): Model A (social influence -> self-control) and Model B (selfcontrol -> social influence). Model B was better supported, indicating that individuals with higher self-control are significantly less susceptible to all three types of social influence. In contrast, Model A yielded weaker and mostly insignificant results. Demographic analysis also revealed that age, education level, and upbringing environment significantly influence susceptibility to social pressures. These findings suggest that self-control acts as a buffer against socially driven overconsumption. The study makes both theoretical and methodological contributions by addressing a reciprocal relationship that has been largely overlooked in the literature.

