Browsing by Author "Türkez, Hasan"
Now showing 1 - 8 of 8
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Alzheimer Hastalığının Tedavisine Yönelik Bor Nanoteknolojisi Temelli İlaç Taşıma Sisteminin Geliştirilmesi(2022) Yıldırım, Özge Çağlar; Türkez, HasanSon yıllarda Alzheimer gibi yıkıcı nörodejeneratif hastalıkların daha etkin ve yenilikçi tedavisini amaçlayan çalışmaların sayısı hızla artmaktadır. Bu tez çalışmasında esterifikasyon reaksiyonu ile yüzeyine folik asit (FA) tutturulmuş hekzagonal bor nitrür (hBN) temelli taşıyıcı sistem tasarımı gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan hBN-FA taşıma sisteminin SEM-EDX, UV-vis spektrumu, FTIR ve Zetasiezer analizleri ile detaylı karakterizasyon çalışmaları tamamlanmıştır. Taşıma sisteminin toksikolojik değerlendirilmesi insan dermal fibroblast hücre kültürlerinde gerçekleştirilmiştir. hBN-FA taşıma sisteminin Memantin(MEM) ve bor lipoik asit (BLA) yükleme ve salınım profili değerlendirilmiş ve ardından retinoik asit ile olgun nöron benzeri hücre dönüşümü sağlanan SHSY-5Y hücrelerinde MTT analizi ile sitotoksisite çalışması yapılmıştır. İlaç yükleme sonuçları FA ile kaplanmayan hBN'nin BLA'yı yükleme yeteneğine sahip olmadığını ancak MEM için %84,3 ilaç yükleme etkinliğine sahip olduğunu göstermiştir. Öte yandan hBN-FA taşıma sisteminin BLA ve MEM için ilaç yükleme etkinliği sırasıyla %97,5 ve %95'tir. Dönüştürülmüş SHSY-5Y hücre kültüründe 20µM Aβ(1-42) peptidi ile in vitro Alzheimer hastalık modeli oluşturularak ilaç yüklü taşıma sisteminin Aβ(1-42) toksisitesine karşı nöron koyucu potansiyeli değerlendirilmiştir. hBN-FA+BLA in vitro AH modelinde %99 oranında hücre canlılığı gösterirken; hBN-FA+MEM'in aynı konsantrasyonu ile tedavi edilen hücre grubunda canlılık %94 olarak hesaplanmıştır. Dahası AChE aktivitesi tayini, TAK ve TOS analizi, Akış sitometrisi ve genotoksisite çalışmaları sitotoksisite verileriyle köreleydi. Tüm bulgular hazırlanan taşıyıcı sistemin in vitro deneysel AH modelindeki ilk kez aydınlatılmış nöroprotektif etkisinin umut verici olduğunu ve daha detaylı araştırmalar için önemli veriler sunduğunu göstermektedir.Master Thesis Deneysel Parkinson Modelinde Bor Nitrür Nanopartiküllerinin Nöroprotektif Etkilerinin Değerlendirilmesi(2019) Küçükdoğru, Recep; Türkez, HasanParkinson hastalığı (PH) titreme, konuşma bozukluğu, beynin duyarlı bölgelerindeki nöronların kaybı ile karakterize ve dünyada Alzheimer'dan sonra en sık görülen ikinci nörodejeneratif hastalıktır. Son yıllarda yapılan çalışmalar borun insan ve hayvan sağlığı için gerekli bir element olduğunu göster-mektedir. Diğer yandan PH'nn hala kesin olarak tedavisi yapılamamaktadır. Yapılan bu tezde ise anti-oksidan özellikleri, yüksek kararlı kimyasal yapıları ve ilaç taşıyıcı nano boyutlarından dolayı bor nitrür nanopartiküllerinin, MPP+ ile oluşturulan deneysel parkinson modeli üzerindeki nöroprotektif etkileri araştırılmıştır. Tezde, insan embriyonal karsinom Ntera-2 (NT-2) hücre hattı Retinoik Asit (RA) uygula-ması ile nöron benzeri hücrelere dönüştürülmüş ve ardından hücrelere deneysel parkinson modeli oluş-turmak için MPP+ uygulanmıştır. Deneysel parkinson modeline geniş doz aralığında (0,19-100 mg/L) bor nitrür nanopartikülleri uygulanmış ve nanopartiküllerin nöron koruyucu etkinlikleri belirlenmiştir. Hücre-lerdeki canlılık oranlarının belirlenmesi için 3-(4,5-dimetil-tiazol-2-il) 2,5-difeniltetrazolyum bromid (MTT) ve laktat dehidrogenaz (LDH) testleri uygulanmıştır. Ardından toplam antioksidan kapasite (TAK) ve toplam oksidan seviye (TOS) analizleri ile hücrelerdeki antioksidan ve oksidan değerlerin deği-şimleri hesaplanmıştır. Önemli apoptoz belirteçlerinden olan kromozomal integriteleri belirlemek için hücreler, Hoechst 33258 floresan boyama metodu kullanılarak mikroskop altında analiz edilmiştir. Bor nitrür nanopartiküllerin hücrelerdeki asetilkolinesteraz (AChE) aktivitesi üzerine olan etkileri AChE kolo-rimetrik testi ile belirlenmiştir. Son olarak hücrelerin ölüm yolakları akış sitometrisi kullanılarak ortaya konulmuştur. Sonuçlar, bor nitrür nanopartiküllerinin hücreler üzerinde belirli dozlarda herhangi bir toksik etkiye sebep olmadığını göstermiştir. Bor nitrür nanopartikül uygulaması deneysel parkinson modelinde MPP+ toksisitesinin neden olduğu oksidatif stresi azalttığı fakat AChE seviyelerinde herhangi bir etkiye neden olmadığı belirlenmiştir. Akış sitometrisi analizi de bor nitrür nanopartikül uygulamasının deneysel parkinson modelinde canlılığı arttırdığını göstermiştir.Master Thesis İminodiasetik Asidin In Vitro ve In Vivo Anti-Alzheimer Potansiyelinin Değerlendirilmesi(2019) Gezmiş, Tuğba; Türkez, HasanAlzheimer hastalığı (AH), en sık görülen nörodejeneratif hastalıklardan biridir. Dünya genelinde yaşlı insanlardaki bunama olgusunun % 80' inden fazlasını oluşturmaktadır. AH patolojik olarak, hücre içi nörofibriler yumaklar ve hücre dışı amiloid protein birikimleri ile karakterizedir. AH için henüz etkin bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Bu nedenle, AH' na karşı önleyici veya yavaşlatıcı terapötiklerin geliştirilmesine yönelik araştırmalar büyük önem taşımaktadır. Mevcut tez çalışmamızda, çeşitli yararlı biyolojik etkileri olduğu bilinen, iminodiasetik asit (IDA) aminoasidinin anti-Alzheimer potansiyeli değerlendirilmiştir. IDA aminoasidinin potansiyel nöroprotektif etkisi, SH-SY5Y hücre hattıyla, WST-8 testi, LDH testi ve metal şelatlama çalışması yapılmıştır ve AlCl3 maruziyetiyle indüklenen deneysel AH modeli oluşturulan sıçanlarda biyokimyasal, hematolojik, histopatolojik değerlendirmeler ve bununla birlikte moleküler genetik analizler yapılarak belirlenmiştir. Çalışmada 16 adet dişi Sprague-Dawley sıçan kullanılarak 4 grup oluşturulmuştur. Grup 1: kontrol grubu (n=4); Grup 2: AlCl3 maruziyeti ile deneysel AH oluşturulan grup (n=4); Grup 3: tedavi amaçlı IDA uygulanan grup (n=4); Grup 4: IDA grubu (n=4). AlCl3 maruziyeti ile AH oluşturulan sıçanlarda oksidatif stres ve nörodejenerasyon gözlenmiştir. Yapılan moleküler genetik analizler ile alüminyumun β-sekretaz ve γ-sekretaz aktivitelerini artırırken α-sekretaz aktivitesini azalttığı ortaya konmuştur. Bulgularımız IDA aminoasidinin uygulanması ile alüminyum toksisitesinin etkisiyle oluşan nörodejenerasyon ve oksidatif hasar düzeylerinin azaltılabileceğini açıkça ortaya koymuştur. Bu tez çalışması sonucunda elde edilen verilerin AlCl3'e bağlı nörodejenerasyon ve oksidatif strese karşı iyileştirici potansiyele sahip yeni bileşiklerin sentezlenmesine ve yeni tedavi strateji araştırmalarına farklı bir bakış açısı sunacağı kanaatindeyiz.Doctoral Thesis İn Vitro Alzheimer Modelinde Farklı Seskiterpenlerin Nöron Koruyucu Etkilerinin Değerlendirilmesi(2017) Arslan, Mehmet Enes; Türkez, HasanAlzheimer hastalığı (AH) genel anlamda zihinsel hastalıkların %60'ını kapsamaktadır ve en önemli nörodejeneratif hastalıklardan biridir. Bu çalışmamızda, insan nöroblastom hücre hattı (SH-SY5Y) retinoik asit uygulanarak nöron benzeri hücrelere dönüştürülmüştür. Dönüştürülen hücrelerde Alzheimer ortamını oluşturmak için geniş doz aralıklarında β-amiloid 1-42 proteini (0-200 µM) 24/48 saat uygulanmış ve IC50 değerleri belirlenmiştir. Ardından, dört farklı seskiterpen (farnesen, gayzulen, östrisin, lökomisin) β-amiloid uygulanmış hücre ortamına geniş dozlarda (0-100 µg/ml) uygulanarak oluşturulan toksisiteye karşı nöron koruyucu etkisi incelenmiştir. İn vitro Alzheimer modelinde hücre canlılık oranlarının tespiti için 3- (4,5-dimetil-tiazol-2-il) 2,5-difeniltetrazolyum bromid (MTT) ve laktat dehidrogenaz (LDH) salınım testleri yapılmıştır. Ardından hücrelerde toksisitenin yol açtığı ölüm türünü belirlemek için Annexin-V/PI incelemesi flov sitometri yöntemi kullanılmıştır. Hücrelerde apoptoz ve çekirdek integritisi, Hoechst 33258 floresan boyama metodu kullanılarak mikroskop altında incelenmiştir. Son olarak, seskiterpenlerin asetilkolinesteraz (AChE) aktivitesi, toplam antioksidan kapasite (TAK) ve toplam oksidatif durum (TOD) seviyeleri üzerine olan etkileri belirlenmiştir. Sonuçlara göre, farklı seskiterpen konsantrasyonlarının β-amiloide karşı koruyucu etkisi hücre canlılık testleriyle gösterilmiş ve seskiterpenlerin hücrelerde gerçekleşen nekroz ölümlerinde önemli ölçüde düşüşe neden olduğu flov sitometri sonuçlarıyla belirlenmiştir. Bunun dışında seskiterpen uygulamalarının AchE aktivitesinde ve TOD seviyesinde azalmaya, ve TAK seviyesinde atışa neden olduğu gözlenmiştir. Bulgularımız, anti-alzheimer potansiyellerine göre test edilen seskiterpen etkinliklerinin uygulama dozuna göre gayzulen>östrisin>farnesen>lökomisin şeklinde sıralandığını ortaya koymuştur.Master Thesis Karvakrol Türevlerinin Glioblastoma Tedavisinde Kullanım Potansiyellerinin Değerlendirilmesi(2015) Özdemir, Ayşenur; Türkez, HasanGlioblastoma multiforme (GBM), dünya genelinde yaygın görülen, ölümcül etkili bir beyin kanseri türüdür. Cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri ise hastalığın tedavisinde yeterli olamamaktadır. Diğer yandan, günümüzde kanser tedavisinde doğal bileşikler ve bu doğal bileşiklerden türevlenmiş bileşiklerin kullanılması önemli araştırma alanları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, tez çalışmasında GBM hücre modeli olarak U87-MG hücre hattı seçilmiş ve antikanser özelliği kanıtlanmış olan karvakrolün direkt kodrug yaklaşımı ile türevleri sentezlenerek, bu türevlerin antikanser potansiyelleri 3-(4,5-dimethylthiazol-2-yl)2,5-diphenyl tetrasodium bromide (MTT) ve Laktat Dehidrogenaz enzimi (LDH) analizleri ile ilk kez araştırılmıştır. Araştırmamız bulgularına göre, test edilen karvakrol türevi bileşiklerin yüksek konsantrasyonlarda öldürücü etki yaptığı, düşük konsantrasyonlarda ise sitotoksik etki göstermediği bulunmuştur. Bulgularımız doğrultusunda, test edilen 8 adet karvakrol türevi bileşik içerisindeki 8. Karvakrol türevinin, moleküler yaklaşımlarla desteklenmesi durumunda GBM'ye karşı kullanılabilecek yeni bir terapötik etkili bileşik olabileceği görüşündeyiz.Master Thesis Sarkozin'in In Vitro ve In Vivo Nöroprotektif Etkilerinin Değerlendirilmesi(2019) Tanas, Arzugül; Türkez, HasanAlzheimer hastalığı (AH), bilişsel fonksiyonlarda azalma ve bellek kaybına ek olarak davranışsal ve psikolojik bozukluklarla da karakterize nörodejeneratif progresif bir hastalıktır. AH'nin moleküler mekanizması, patofizyolojisi ve genetik altyapısı kesin olarak aydınlatılamadığından henüz etkin bir tedavi yöntemi de bulunmamaktadır. Bu nedenle bu tez çalışmasında AH için sarkozinin koruyucu etkisini ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Tez kapsamında SH-SY5Y retinoik asit (RA) ile nöron benzeri hücrelere dönüştürülmüş ve böylece in vitro AH modeli oluşturulmuştur. In vitro AH modelinde sarkozinin nöroprotektif etki potansiyeli WST-8 ve LDH testleri ile değerlendirilmiştir. Çalışmada ayrıca sarkozinin in vivo nöroprotektif etkisinin değerlendirilmesi amacıyla 16 adet dişi Sprague-Dawley rat kullanılarak 4 farklı deney grubu oluşturulmuştur. Bunlar: 1.grup kontrol grubu (n=4), 2.grup AlCl3 uygulaması ile deneysel AH oluşturulan grup (n=4), 3.grup sarkozin verilen grup (n=4) ve 4. Grup AlCl3 ile birlikte sarkozin verilen grup (n=4). In vivo ortamda AlCl3 ve sarkozinin TAK ve TOS seviyeleri üzerine olan etkileri belirlenmiştir. Deneysel AH modeli oluşturulan ratlarda biyokimyasal, hematolojik ve histopatolojik değerlendirmelerin yanı sıra moleküler genetik analizler ile çalışma detaylandırılmış ve tüm testlerin genetik altyapısını aydınlatmak amacıyla qRT-PZR yapılmıştır. Bu genetik analizler sonucunda AlCl3'ün β-sekretaz ve γ-sekretaz aktivitelerini artırırken α-sekretaz aktivitesini azalttığı bulunmuştur. Sarkozin uygulaması, AlCl3 toksisitesi nedeniyle oluşan nöron hasarında hem in vitro hem de in vivo ortamda iyileşme ve koruma sağlamıştır. Bu çalışma sonucunda elde edilen bulguların, AlCl3'e bağlı nörodejenerasyon ve bilişsel bozukluğa karşı koruyucu ve iyileştirici etkisi olan ilaçların tasarlanmasında katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.Doctoral Thesis Serin Diyet Uygulamalarının Deneysel Alzheimer Modelinde Nöroprotektif Etkilerinin Değerlendirilmesi(2018) Tozlu, Özlem Özdemir; Türkez, HasanAlzheimer hastalığı (AH), sinaptik işlev bozukluğu ve nörodejenerasyonun eşlik ettiği amiloid-β (Aβ) plakların ve beyinde nörofibriler yumakların birikmesi ile karakterize edilen nörodejeneratif bir hastalıktır. Hastalığın ilerlemesini yavaşlatacak etkin bir tedavi henüz bulunamamıştır. Bu nedenle deneysel hayvan modelleri kullanılarak yapılan terapötik çalışmalar oldukça önemli hale gelmiştir. Çalışmamızda nöroprotektif etkileri bilinen D-sikloserin ve L-serin aminoasitleri kullanılmıştır. D-sikloserin ve L-serin aminoasitlerinin potansiyel etkileri AlCl3 maruziyeti ile deneysel AH modeli oluşturulan ratlarda davranış testleri ile biyokimyasal, hematolojik ve histopatolojik değerlendirmelerin yanısıra moleküler genetik analizler ile belirlenmiştir. Çalışmada 30 adet dişi Sprague-Dawley rat kullanılarak 6 grup oluşturulmuştur: Grup 1 Kontrol grubu (n=5), Grup 2 AlCl3 uygulaması ile deneysel AH oluşturulan grup (n=5), Grup 3 Tedavi amaçlı D-sikloserin verilen grup (n=5), Grup 4 Tedavi amaçlı L-serin verilen grup (n=5), Grup 5 D-sikloserin grubu (Sadece D-sikloserin n=5), Grup 6 L-serin grubu (Sadece L-serin n=5). AlCl3 maruziyeti ile AH oluşturulan ratlarda oksidatif stres ve nörodejenerasyon görülmüş olup davranış testleri ile de AlCl3 ile oluşturulan deneysel AH modeli doğrulanmıştır. Ayrıca moleküler genetik analizler ile alüminyumun β-sekretaz ve γ-sekretaz aktivitelerini artırırken α-sekretaz aktivitesini azalttığı bulunmuştur. D-sikloserin ve L-serin uygulaması ile alüminyum toksisitesi nedeniyle oluşan nörodejenerasyonda iyileşme sağlanırken oksidatif hasar engellenmiştir. Bu çalışma sonucunda elde edilen bulguların AlCl3'e bağlı nörodejenerasyon ve bilişsel bozukluğa karşı iyileştirici potansiyele sahip yeni bileşiklerin sentezlenmesine ve ilaç geliştirme araştırmalarına katkı sağlayacağına inanılmaktadır.Master Thesis Yeni Non-Steroid Anti-İnflamatuar İlaç Türevlerinin Sentezi, Karakterizasyonu ve İnsan Glioblastoma Hattında Anti-Kanser Potansiyellerinin Değerlendirilmesi(2015) Özdemir, Özlem; Türkez, HasanGlioblastoma multiforme (GBM) tüm primer beyin kanserlerinin dörtte birini oluşturan ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından grade IV olarak sınıflandırılan ölümcül bir kanserdir. GBM tedavisi günümüzde halen kısıtlı ve hastaların yaşam süresi kısadır. Bu yüzden yeni tedavi yaklaşımlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada NSAİİ (Ibuprofen, Naproksen ve Flurbiprofen) türevlerinın sentezlenmesi ve U-87 MG insan GBM hücre kültüründe yeni sentezlenen bazı NSAİİ türevlerinin in vitro sitolojik etkileri araştırmak amaçlanmıştır. Deneylerde 9 farklı NSAİİ türevi bileşik 3,125; 6,25; 12,5; 25; 50 ve 100 g/ml konsantrasyonlarında U-87 MG insan GBM hücre kültüründe 48 saat süresince denenmiş ve MTT testi ile hücre canlılığı belirlenmiştir. Ardından LDH testi ile membran bütünlüğü araştırılmıştır. Elde edilen değerlere göre NSAİİ türevlerinin U-87 MG insan GBM'de kontrol grubu ile karşılaştırıldığında konsantrasyona bağlı olarak sitotoksik etki gösterdiği bulunmuştur. Yeni sentezlenen NSAİİ türevlerinin U-87 MG insan GBM hücreleri üzerindeki sitotoksik ve anti-kanser etkileri ilk defa bu çalışma ile ortaya konulmuştur.

