Browsing by Author "Yavuz, Seyit"
Now showing 1 - 9 of 9
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Mehmed Tayfur Hâmid Efendi'nin Hayatı, Sanatı ve Divançesi (İnceleme-Metin-Tıpkıbasım )(2024) Adıgüzel, Saliha; Yavuz, SeyitTürk edebiyatı tarihinin en değerli kaynaklarından biri de mecmûalardır. Tezkire ve biyografik eserlerde adı geçmeyen şiirler ve şairler hakkında bilgi edinmek açısından mecmûalar mühim bir yere sahiplerdir. Son yıllarda yapılan araştırmalar ve çalışmalar sayesinde bu alandaki eserlerin sayısı artmıştır. Özellikle mecmûalar, adeta birer hazine gibidir. Mecmûalar, kültürel ve tarihî eserlerimize önemli bir kaynak oluşturmuşlardır. Mecmûaları, kişilerin bireysel not defterleri olarak değerlendirmek de doğru olacaktır; çünkü bu defterlerdeki notlar, edebî bir zevk ve beğeniyle sunulmuştur. Mecmûalara dair çeşitli sınıflandırmalar yapılmış, bunlar türlerine ve konularına göre ayrılmıştır. İncelememiz kapsamındaki mecmûa, Mehmed Tayfur Hâmid tarafından tertip edilmiştir. Bu eser, Atatürk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Seyfettin Özege Yazma Eserler Koleksiyonu'nda S.Ö 18809 arşiv numarasıyla kayıtlıdır. Kütüphane kataloğunda 'şiir mecmûası' şeklinde kaydedilen eser aslında Mehmed Tayfur Hâmid Bey'in divançesi niteliğindedir. Zira eserde yer alan üç şair dışındaki bütün şiirler Hâmid'e aittir. Çalışmamızın birinci bölümünde, Mehmed Tayfur Hâmid ile ilgili biyografik bilgiler aktarılmış; bazı şiirlerinden hareketle sanatına dair yorumlar yapılmıştır. Ardından divançenin nüsha tavsifi ve içinde bulunan şiirlerin türleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, divançenin transkripsiyonlu metni sunulmuş, ardından tıpkıbasımına yer verilmiştir.Article Mehmet Âkif’in Şiirlerinde Ümit/Sizlik Düşüncesi(2021) Yavuz, SeyitTürk milleti asırlar boyunca birçok görkemli zafer yaşamış; hüsran ve ıztıraplara sebep olan yıkıcı mağlubiyetler görmüştür. Bilhassa Osmanlı Devleti’nin duraklama ve gerileme dönemleriyle birlikte yıkılma sürecine girip Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu yıllar geri dönüşü olmayan kararların alındığı ve telafisi mümkün olmayan sonuçların ortaya çıktığı dönemlerdir. Bu zorlu dönemlerde birçok yazar ve şair de kalemleriyle milletin inancını ayakta tutmaya çalışmışlar, onları n umutlarını mümkün olduğunca canlı tutmaya çaba sarf etmişlerdir. Bu yazar ve şairlerden biri de milletimizin bağımsızlık bildirisi olan İstiklâl Marşı’nı kaleme alıp Türk milletine armağan eden Mehmet Âkif Ersoy’dur. O, yalnızca şiirlerinde değil milletvekili seçildikten sonra bazı şehirlerde verdiği nutuklarda da her zaman Türk milletinin inancını artırmak istemiş, ümidi kaybolmaya başlayan milletin geleceğe umutla bakmasını sağlamıştır. Mehmet Âkif’in birçok şiirinde ümit, azim ve sa’y kelimeleri ile bunlara mukabil ele alınabilecek karamsarlık, ümitsizlik ve ye’s/me’yûs kavramları sıklıkla geçmektedir. Âkif kendisi de içinde bulunulan zorlu dönemden muzdarip olmuş; bu ıztıraplı ruh hâliyle isyan derecesine varan mısralar dile getirmiştir. Bu mısralar dahi onun Türk milletinin içinde bulunduğu buhranlı dönemden ne kadar etkilendiğini göstermesi bakımından dikkate değerdir. Bu çalışmada Âkif’in bazı şiirleri göz önüne alınarak zikredilen kavramlar ve bu kavramların çağrıştırdığı tasavvurlar izah edilmiş; Âkif’in Türk insanına sunduğu aydınlık yol gösterilmeye çalışılmıştır.Master Thesis Milli Kütüphane 06 Yz A 1879 Numaralı Şiir Mecmuasının Transkripsiyonlu Metni ve İncelenmesi(2025) Ayhan, Elif Banu; Yavuz, SeyitEdebiyat tarihimizde mecmualar önemli bir yere sahiptir. Muhteva özellikleri açısından baktığımızda bize sunulan bilgiler azımsanmayacak derecede önemlidir. Mecmuaların geniş bir yazım olanağına sahip olması mecmuayı oluşturan kişiye yani müellif, müstensih ya da mürettibine özgür bir saha inşa etmektedir. Mecmualar gerek estetik zevkimizi artıran şiirler barındırması gerekse sosyal hayatta işimize yarayacak fevaid kayıtlarıyla bizlere geniş bir faydalanma alanı sağlar. Bu çalışmada incelenen mecmua; Milli Kütüphane'de yer alan 06 Mil Yz A 1879 numaralı 'Mecmua-i Eş'ar' isimli bir şiir mecmuasıdır. Mürettibi ya da mürettibleri belli olmayan mecmuanın, içerisinde bulunan bazı tarih kayıtlarından ve şairlerden hareketle 19. yüzyılda tertip edildiği ifade edilebilir. Bu kapsamda çalışmadaki amacımız literatürde rastlanmayan şiirleri gün yüzüne çıkarmanın yanı sıra halk edebiyatı nazım şekilleri ile klasik edebiyat nazım şekillerinin iç içe sunulduğu mecmuanın transkripsiyon yöntemi ile Latin alfabesine aktarılıp incelenmesini sağlamaktır. İncelemeler neticesinde tertip edildiği yüzyılda kullanılan söz varlığından sosyal hayatta kullanılabilecek tıbbi reçetelere, tariflere, türkülerden gazellere birçok nazım şekli ile oluşturulan şiirler tespit edilmiştir. Birinci bölümde mecmua kavramı hakkında bilgiler sunulmuş; tablolar ile şairler, yüzyıllar ve kullanılan nazım şekillerinin tespiti yapılmıştır. Mecmuanın nüsha tavsifi ele alınmış ve mecmuada tespit edilen imla hatalarına değinilmiştir. İkinci bölümde metnin kuruluşunda takip edilen yöntem Latin alfabesine aktarılan metin ve sonuç bölümü sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Halk Edebiyatı, Şiir MecmuasıArticle Mostarlı Ziyâî Divanı’na Sosyal Hayat Penceresinden Bakmak(2020) Yavuz, SeyitDivan şiiri, oldukça uzun, köklü ve kendine has bir sanat anlayışına sahiptir. Genellikle sosyal hayattan uzak ve yalnızca saray çevresinde gelişmiş bir edebiyat olduğu iddiasıyla birçok haksız eleştiriye maruz kalan divan şiiri, bu eleştirilerin aksine birçok edebî türün içerisinde, sosyal hayatı ve Osmanlı toplumunun günlük yaşantısını yansıtmıştır. Çoğu divan şairi çevrelerinde meydana gelen olayları, farklı hayal unsurları ve imajlarla tasavvur etmişler, bu tasavvurları şiirlerinde başarılı bir biçimde kullanmışlardır. Bu şairlerden biri de XVI. yüzyıl Balkan coğrafyasının önemli isimlerinden olan Ziyâî Efendi’dir. Mostarlı Ziyâî Efendi içinde yaşadığı sosyal ve günlük hayata kayıtsız kalmamış, o devir Osmanlı toplumunun birçok âdetini, inancını, yaşayışını, oyunlarını şiirlerinde yansıtmıştır. Bu çalışma, Ziyâî Efendi’nin şiirlerini sosyal hayat ve günlük yaşam bağlamında ele almış, XVI. yüzyıl Osmanlı toplumunun sosyal hayatının şiirlere nasıl yansıdığını göstermeye çalışmıştır.Article Rodosçuklu Fennî Divanı’nın Vatikan Kütüphanesindeki Bir Nüshası Üzerine(2023) Yavuz, SeyitOsmanlı Devleti sınırları içinde yer alan topraklarda Akdeniz’den Karadeniz’e, Kafkasya’dan Balkanlar’a kadar tarih boyunca yüzlerce şair, nasir, âlim ve ilim adamı yetişmiştir. Osmanlı coğrafyasında yetişen bu şairlerden biri de 18. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan Rodosçuklu Kömürkayazâde Fennî Efendi’dir. Biyografik kaynaklarda ve arşiv kayıtlarında kendisiyle ilgili herhangi bir bilgi bulunmayan şair, Divan’ında yer alan tarih manzumelerinden anlaşıldığı kadarıyla Rodosçuk’ta doğmuş veya hayatının bir bölümünü orada geçirmiştir. Günümüze kadar ulaşan tek eseri olan Divan’ın Topkapı Sarayı Müzesi Türkçe Yazmaları bölümünde yer alan nüshasının sonundaki kayda göre ağalar zümresine mensup, marifet sahibi ve nükte yapmakta mâhir bir kimsedir. Fennî Divanı’nın günümüze kadar bilinen iki nüshası vardı. Bu nüshalardan biri Topkapı Sarayı Müzesi Türkçe Yazmaları Bölümünde, diğeri ise Ankara Milli Kütüphane Tokat Müzesi Yazmaları Bölümünde bulunmaktadır. Bu yazının konusu olan nüsha ise Vatikan Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Bölümünde yer almaktadır. Vatikan’da yer alan nüsha hem şiir sayısı bakımından fazla olmasıyla hem de diğer iki nüshaya göre daha sıhhatli bir metin sunması göz önünde bulundurularak oldukça değerli görülmektedir. Bu çalışmada öncelikle Fennî Divanı’nın Vatikan nüshası tanıtılacaktır. Ardından 2014’te yüksek lisans, 2021’de doktora tezi olarak çalışılan ve 2016’da kitap olarak yayınlanan Divan’ın neşrinde yer almayan şiirlerin transkripsiyonlu metinlerine yer verilecektir. Son olarak Divan’ın neşrinde yer alan bazı problemli hususlar Vatikan nüshasından hareketle giderilmeye çalışılacaktır.Article Sivas Ziya Bey Yazma Eser Kütüphanesinde Yer Alan Bir Şiir Mecmûası Üzerine(2022) Çakır, Mustafa Sefa; Yavuz, SeyitEdebiyat tarihimizin en önemli kaynakları arasında yer alan mecmûalar geçmişten günümüze birçok bilinmeyenin gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır. Bilhassa son yıllarda mecmûalar üzerine yapılan çalışmalardaki artış da bunu kanıtlamaktadır. Arapça bir sözcük olan mecmûa kısaca “cem edilmiş, toplanmış, bir araya getirilmiş” anlamlarına gelmektedir. Klasik Türk edebiyatında mecmûa denince akla ilk gelenler şiir mecmûaları, münşeât mecmûaları, nazîre mecmûaları, duâ, ilâhî ve güfte mecmûalarıdır. Mecmûalar üzerine yapılan çalışmalar her geçen gün artmaktaysa da hâlâ kütüphane raflarında yer alan onlarca mecmûa araştırmacılar tarafından çalışılmayı beklemektedir. Fuat Köprülü’nün mecmûaları tavsif ederken kullandığı “meçhûl ve medfûn birer hazine” ifadesi; mecmûaların ne kadar mühim birer kaynak olduğunu anlamak açısından dikkate değerdir. Bu sebeple mecmûalar üzerine yapılacak çalışmaların önemi bir kat daha artmaktadır.Bu çalışmanın esas konusunu teşkil eden şiir mecmûası Sivas Ziya Bey Yazma Eser Kütüphanesi’nde 0132 demirbaş numarasıyla kaydedilmiştir. Mecmûa kütüphane kataloğuna “Kâzım Bey” adına kaydedilmiş olmasına rağmen mecmûanın Kâzım Bey’e âidiyeti konusunda herhangi bir karîne görülmemektedir. Bu çalışmada öncelikle mecmûaların Türk edebiyatı tarihindeki yeri hakkında bilgi verilecek, ardından ele alınan mecmûanın nüsha tavsifi yapılacaktır. Daha sonra mecmûada yer alan şiirler ve şairler bir tablo ile gösterilip şiirler çeviriyazıya aktarılacaktır.Article Sivaslı Divan Şairleri ve Bilinmeyen Bazı Şiirleri(2023) Yavuz, SeyitKültür ve edebiyat tarihimizin önemli kaynaklarından biri de mecmualardır. Mecmualar, biyografik eserlere dahil olmamış, daha önce bilinmeyen şairlerin ve şiirlerin ortaya çıkmalarını sağlar. Bu sebeple özellikle son yıllarda mecmualar üzerine yürütülen çalışmaların sayısı artmaya devam etmektedir. Bu yazının konusu olan mecmua Süleymaniye Kütüphanesi Hüseyin Şemsi-Fatih Güneren bölümünde 38 arşiv numarası ile kayıtlıdır. Süleymaniye Kütüphanesine Şems-i Sivasî’nin son kuşak torunları tarafından bağışlanan mecmuada birçok divan şairiyle birlikte Sivaslı şairlere ve şiirlerine de yer verildiği görülmektedir. Mecmuada Sivaslı şairlerin ve şiirlerinin sayısının fazla olması ve mecmuanın Şems-i Sivasî’nin torunları tarafından kütüphaneye bağışlanması, bu mecmuanın Sivaslı bir mürettip tarafından tertip edildiği düşüncesini akla getirmektedir. Bu çalışmada mecmualarla ilgili kısaca bilgi verilecek, daha sonra mecmuanın ne zaman ve kim tarafından tertip edildiği sorularına cevap aranacaktır. Ardından mecmuanın muhteviyatı hakkındaki değerlendirme ve tespitler paylaşılacaktır. Son bölümde Sivaslı divan şairleri ve bilinmeyen şiirlerinin transkripsiyonlu metinleri aktarılacaktır.Article Tuhfe-yi Vehbi'nin Bilinmeyen Bir Şerhi Üzerine(2022) Yavuz, SeyitTürk edebiyatı tarihinde mesnevi, divan, mecmua, manzum sözlük, tezkire gibi birçok farklı türde edebî eser yazılmıştır. Bu edebî eserlerden biri de şerhlerdir. Manzum sözlükler de üzerine şerh yazılan eserler arasındadır. Osmanlı eğitim-öğretim hayatının en önemli kaynaklarından olan manzum sözlükler, ikinci dil öğretiminin ilk aşamasında her zaman kullanılmıştır. Manzum sözlüklerde hangi dil öğretilmek isteniyorsa o dilde çocukların öğrenmeleri gereken temel kelime ve kavramlarla gramer kuralları anlatılmıştır. Tuhfe-yi Şâhidî isimli Türkçe-Farsça manzum sözlükten sonra bu tür sözlüklere rağbet artmıştır. Manzum sözlüklerde ele alınan ve karşılığı verilen birçok kelimenin hareke kayıtlarıyla nasıl okunmaları gerektiği, gramer kurallarının örneklerle anlatılması manzum sözlük şerhlerinin en önemli faydalarındandır. Bu çalışmada manzum sözlükler ve şerhler hakkında bilgi verilmiş, ele alınan Tuhfe-yi Vehbî şerhinin nüsha tavsifi yapılarak eserin kime ait olabileceği üzerinde durulmuş, şârihin şerh metodu belirtilerek şerhte kullanılan kaynaklar zikredilmiştir. Son bölümde bazı varaklar okunarak transkribe edilmiş, ek kısmına eserin ilk varakları ile son varağına ait fotoğraflar koyulmuştur.Article Vâsıta’nın Molla Câmî Dîvânı Şerhi(2023) Yavuz, SeyitKlasik Türk edebiyatı araştırmalarının önemli kollarından biri de şerhlerdir. Edebiyat tarihimizde manzum ya da mensur birçok farklı türde eser üzerine şerhler yazılmıştır. Bu eserler arasında dîvân, mesnevî, manzum sözlük, mantık, belâgat ve bazı müstakil şiirler akla ilk gelenlerdir. Şerhler kimi zaman bir eserin okuyanlar tarafından daha iyi anlaşılması, muğlak veya kapalı yanlarının açığa kavuşturulması amacıyla kimi zaman da ikinci dil öğrenimine katkı sunması için kaleme alınmışlardır. Türk edebiyatı tarihinde bilhassa Hâfız-ı Şirazî, Molla Câmî, Urfî-i Şirazî gibi ünlü Fars şairlerinin eserlerine birçok şârih tarafından şerhler kaleme alınmıştır. Vâsıta tarafından kaleme alınan şerh de Fars şair Abdurrahmân Câmî’nin Dîvân’ı üzerine yazılmıştır. Vâsıta hakkında dönemin biyografik ve tarihî kaynaklarında herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır. Arapça ve Farsçayı iyi bildiği, tasavvufla alakalı bazı temel konulara da hâkim olduğu şerhten hareketle tahmin edilmektedir. Bu çalışmada ilk olarak şerhlerle ilgili genel bilgi verilecek, ardından Vâsıta’nın hayatına dair değerlendirmeler aktarılacaktır. Daha sonra İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ve Zeytinoğlu İlçe Halk Kütüphanesindeki nüshalar tanıtılacak, şârihin dil ve üslup özellikleri ile şerh metoduna dair tespitler aktarıldıktan sonra bazı şiirlerin şerhlerine yer verilecektir.

