Kaçışın Mise En Abyme’i: Richard Yates’in Bağımsızlık Yolu Adlı Romanında Teatral Yansımalar, Performans ve Özgürlük Yanılsaması
Loading...

Date
2025
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Open Access Color
OpenAIRE Downloads
OpenAIRE Views
Abstract
Richard Yates’in Bağımsızlık Yolu (1961) adlı romanının açılış bölümünde, yeni kurulmuş bir banliyö tiyatro topluluğu olan Laurel Oyuncuları ve sahnelemeyi seçtikleri The Petrified Forest (1934) adlı oyun tanıtılır. 1936 tarihli film uyarlamasının gölgesinde kalan bu oyun, Yates’in karakterlerinde gördüğümüz içsel çatışmalarla örtüşen ortak bir hayal kırıklığını yansıtmaktadır. Hem oyun hem de film küçük kasaba yaşamının tekdüzeliğinde hapsolmuş ve bu sınırlardan kaçmayı arzulayan bireyleri merkezine alır ve bu durum, Frank ve April Wheeler’ın boğucu banliyö yaşantısıyla açık bir paralellik taşır. Oyunun temaları, özellikle April’ın gerçekleştiremediği hayalleri ve bastırılmış potansiyeliyle örtüşürken, Frank ve Shep gibi erkek karakterlerin yaşadığı duygusal durgunluk ve tatminsizlikle de derin bir bağ kurar. The Petrified Forest oyununun Bağımsızlık Yolu romanı içerisinde bilinçli bir biçimde yer alması, yalnızca bir “roman içinde oyun” işlevi görmekle kalmaz; aynı zamanda, toplumsal cinsiyet rollerine, ev içi tutsaklığa ve alternatif yaşam ihtimallerine dair dönemin kültürel kaygılarını görünür kılmaktadır. Bu makalede Laurel Oyuncuları’nın The Petrified Forest oyununu sahneleme tercihinin, karakterlerin banliyö yaşamının tekdüzeliğinden kaçma arzusunu görünür kılan dramatik bir araç olarak nasıl işlev gördüğü değerlendirilmektedir. Söz konusu tiyatro prodüksiyonu, bir mise en abyme işlevi görerek gündelik yaşamın sahnelenmiş doğasını açığa çıkarır ve karakterlerin sahne aracılığıyla özgürlük fantezilerini bir anlığına da olsa deneyimlemelerine olanak tanır; ancak bu fanteziler, gerçeğe dönüşemeden yerini kaçınılmaz bir hayal kırıklığına bırakır. Romandaki teatral tercihler üzerinden yapılan bu inceleme, Wheeler çiftinin çıkış arayışını 20. yüzyıl ortası Amerikan kültürü bağlamına yerleştirmektedir. Bu kültürel bağlamda, bireysel ifadenin arzusu sahnelenir; fakat hiçbir zaman tam anlamıyla gerçekleşemez. Yates, bu çerçevede, II. Dünya Savaşı sonrası dönemin baskıcı normlarını eleştirirken aynı zamanda bireysel özgürlük ve kendini gerçekleştirme yönündeki yaygın arzuyu da gözler önüne sermektedir.
Description
Keywords
Fields of Science
Citation
WoS Q
N/A
Scopus Q
N/A
Source
Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
Volume
27
Issue
2
Start Page
297
End Page
309
