Türkiye’de Enerji Yoksulluğu ve Ekonomik Büyüme Üzerindeki Etkisi
Loading...

Date
2024
Authors
Algül, Yahya
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Open Access Color
OpenAIRE Downloads
OpenAIRE Views
Abstract
Hanehalklarının enerji yoksulluğu, son yıllarda önemi gittikçe artan ve gündemde önemli bir yer tutan sürdürülebilir kalkınma çabaları aleyhine dünya çapında önemli tehditlerden birini teşkil etmektedir. Hükümetlerle birlikte, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları ise, enerji yoksulluğunu gündeme taşımakta ve bu durumun olumsuz etkilerini hafifletmeye yönelik politika önlemleri geliştirmektedirler. Bu endişenin, küresel fosil yakıt kaynaklarının sınırlı doğası ve Rusya-Ukrayna ve İran-İsrail çatışması ile COVID-19 pandemisi gibi süregelen istikrarsızlıklar nedeniyle oluşan fiyat şokları ve enerji arz güvenliği sorunları nedeniyle yakın gelecekte giderek daha karmaşık ve belirgin hale gelebileceği söylenebilir. Bu önemi dolayısıyla, enerji yoksulluğu konusunun önemi gittikçe artmakta ve akademik literatürde de geniş çapta araştırılmaktadır. İlişkili olarak, literatürdeki yeni bir bakış açısı enerji yoksulluğu ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki üzerine odaklanmaktadır. Enerji yoksulluğu, hanehalklarının temiz enerji kaynaklarına yeterli miktarda erişememesi veya bu kaynaklardan yeterli miktarda faydalanamaması olarak tanımlanabilir. Temelde bu durum ise iki farklı etki aracılığıyla bir ülkenin ekonomik büyüme oranlarını olumsuz etkileyebilir. Bu etkilerden birincisi hanehalklarının sağlıklı şekilde yeterince enerjiden faydalanamaması dolayısıyla azalan işgücü verimliliğiyle ilişkiliyken diğeri ise düşen işgücüne katılım oranları ile alakalıdır. Bu bağlamda, literatürdeki çoğu çalışma, enerji alt yapısının çok yetersiz olduğu ve enerjiye erişim oranlarının düşük olduğu Afrika ülkelerine odaklanmıştır ve genellikle enerji erişim oranlarını enerji yoksulluğunun bir ölçütü olarak kullanmaktadırlar. Bu çalışmalarda, \"enerji yoksulluğu\" ve \"enerji yoksunluğu\" sıklıkla birbirinin yerine kullanılmaktadır. Ancak, bu yaklaşım pek doğru değildir zira enerji yoksulluğu ve enerji alt yapısının olmamasından kaynaklanan enerji yoksunluğu farklı kavramları ifade etmektedir. Her ne kadar enerji erişim oranı, enerji yoksulluğunun bir ölçüsü olarak kullanılabilirse de, sadece bu gösterge enerji yoksulluğunun gerçek boyutunu her zaman tam olarak yansıtmayabilir. Bunun nedeni, %100 enerji altyapısına sahip ve temiz enerji kaynaklarına erişimi olan hanehalkları dahi, yüksek maliyet, yoksulluk veya diğer faktörler nedeniyle bu kaynaklardan her zaman tam manasıyla istifade edemeyebilirler. Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri Türkiye'de görülebilir; zira Türkiye’de hanehalklarının %20,3'ü evlerini yeterince ısıtamamaktadırlar ve bu oran Avrupa'daki en yüksek oranlardan biridir. Ek olarak, Avrupa'da 2021'de kişi başına düşen ortalama hanehalkı elektrik tüketimi 1,7 MWh iken, Türkiye'de bu miktar sadece 0,56 MWh olup, AB ortalamasının üçte biri kadardır. Bu durum, Türkiye'deki nispeten düşük enerji fiyatlarına, devletin sağlamış olduğu çeşitli enerji destek programlarına ve neredeyse %100 elektrik erişimine ve çok yüksek doğal gaz erişim oranlarına sahip olmasına rağmen gerçekleşmektedir. Bu nedenle, enerji erişim oranını kullanan diğer çalışmaların aksine, bu çalışmada özellikle Türkiye için daha doğru bir değerlendirme sağlayabilecek şekilde, kişi başına düşen hanehalkı elektrik tüketimi enerji yoksulluğunun bir göstergesi olarak kullanılmaktadır. Bu yaklaşım, enerji yoksulluğu ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi ele alan literatüre orjinal bir katkı sağlamakta ve yeni bir bakış açısı getirmektedir. Bu doğrultuda, çalışmada Türkiye’de enerji yoksulluğu ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi anlamak üzere Türkiye'nin 26 bölgesi için 2007'den 2021'e kadar olan 15 yıllık veri seti DOLS ve FMOLS panel ekonometrik teknikleri yardımıyla ele alınmıştır. Ayrıca, tüketici fiyat endeksi, nüfus ve üretimde kullanılan kişi başına endüstriyel elektrik talebi gibi faktörler kontrol değişkeni olarak kullanılmıştır. Her iki tahmin tekniğine göre de, hanehalklarının elektrik tüketimindeki artışın Türkiye'de kişi başına GSMH'da bir artışa neden olabileceği sonucuna varılmıştır.
Description
Keywords
Fields of Science
Citation
WoS Q
N/A
Scopus Q
N/A
Source
Hitit Sosyal Bilimler Dergisi (Online)
Volume
17
Issue
3
Start Page
517
End Page
536
