Browsing by Author "Gürol, Ayşe"
Now showing 1 - 11 of 11
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Çocuk İzlem Merkezi Çalışanlarının Çocuk İstismarı ve İhmal Konusundaki Deneyimleri: Bir Kalitatif Çalışma(2024) Şahin, Feride; Gürol, AyşeAmaç: Çalışmada Çocuk İzlem Merkezi'nde adli görüşme sürecinde yer alan sağlık personellerinin yaşadıkları deneyimler, sorunlar ve baş etme yöntemlerini belirlemek amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmada tanımlayıcı fenomenolojik yaklaşımlı niteliksel araştırma deseni benimsenmiştir. Araştırma, Erzurum Şehir Hastanesi bünyesinde yer alan Çocuk İzlem Merkezi'nde Temmuz 2023 – Mart 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada altı adli görüşmeci ile çalışılmıştır. Adli görüşmecilerin çalışma alanları ve görüşme süreçlerine uygun olacak şekilde hazırlanmış görüşme formundan yararlanılarak görüşmecilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve görüşme kayıtları Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Yapılan görüşmelerin incelenmesi sonucunda tekrar eden dört ana tema ve her bir temanın altında değişen sayılarda toplam on alt tema belirlenmiştir. Bu temalar; istismar hakkında genel görüşler, mesleki deneyimler, adli görüşme sürecinde karşılaşılan sorunlar ve yaşanılan duygusal sorunlar şeklindedir. Her bir ana tema için katılımcıların söylemlerinden somut alıntılar verilmiştir. Sonuç: Çocuk istismarına yol açan en önemli faktörler olarak aile ihmali ve sevgisizlik tanımlanmıştır. Katılımcılar güvensizlik, ön yargılı olma ve agresiflik gibi duygusal aynı zamanda ağrı, mide bulantısı, uyku bozuklukları gibi psikosomatik belirtiler yaşadıklarını bildirmişlerdir. Bu stresle baş etmek için dikkati başka yöne çekme yöntemlerini kullanmaktadırlar.Article Covid-19 Sürecinde Çevrim İçi Ders Alan Ebelik Öğrencilerinin Stres ve Çevrim İçi Öğrenme Ortamı Algıları: Tanımlayıcı Bir Çalışma(2021) Apay, Serap Ejder; Gürol, AyşeAmaç: Bu çalışma, pandemi döneminde ebelik bölümü öğrencilerinin çevrim içi eğitim sürecine ilişkin stres ve öğrenme ortamı algılarını belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın örneklemini, 2020-2021 eğitim öğretim yılının güz döneminde pandemi nedeniyle çevrim içi ders alan ebelik bölümü öğrencileri oluşturdu. Bu çalışma, anketi doldurmayı kabul eden toplam 222 ebelik bölümü öğrencisi ile tamamlandı. Bu çalışmada veriler, “Algılanan Stres Ölçeği” ve “Öğrenme Ortamına İlişkin Öğrenci Algısı Anketi” ile toplandı. Anket uygulanması, Kasım 2020 ve Aralık 2020 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Google form üzerinden hazırlanan anket formu, ders bilgi sistemi üzerinden öğrencilere gönderildi. Verileri analiz etmek amacıyla IBM SPSS Statistics 20.0 ve Microsoft Excel programları kullanıldı. Bulgular: Öğrencilerin, Algılanan Stres Ölçeği’nden 40,31±8,26 (yüksek stres algısı), Öğrenme Ortamına İlişkin Öğrenci Algısı Anketi’nden 19,77±5,43 (orta düzeyde olumsuz algı) puan aldıkları belirlendi. Öğrencilerin algıladıkları stres ile çevrim içi öğrenme ortamına ilişkin algıları arasında negatif yönde zayıf bir ilişki olduğu saptandı. Sonuç: Öğrencilerin, eğitim ortamlarındaki stres algılarının yüksek olduğu ve öğrencilerin algıladıkları stres arttıkça çevrim içi öğrenme ortamına ilişkin algılarının olumsuz yönde arttığı belirlendi. Bu çalışmada elde edilen bulgular ışığında, öğrencilerin yüz yüze eğitim beklentisi içerisinde oldukları sonucuna varılmıştır.Article Eğitimde Acil Bir Dönüşüm: Covid-19 Pandemisi Döneminde Çevrimiçi Ders Alan Üniversite Öğrencilerinin Stres Algıları ve Görüşleri(2020) Gürol, Ayşe; Turan, ZeynepBu çalışmanın amacı COVID-19 pandemisi döneminde uygulanan çevrim içi eğitim uygulamalarına ilişkin üniversite öğrencilerinin stres algıları, öğrenme ortamına ilişkin algıları ve görüşlerinin belirlenmesidir. Çalışmada, deneysel olmayan nicel araştırma desenlerinden betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen çalışmanın örneklemini, büyük bir devlet üniversitesinin Mühendislik, Eğitim, Edebiyat, Turizm fakülteleri ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunda öğrenim görmekte olan 544 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak “Algılanan Stres Ölçeği” ve “Öğrenme Ortamına İlişkin Öğrenci Algısı Anketi” kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler betimsel istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda öğrencilerin genel olarak uzaktan eğitim uygulamalarında stresli oldukları görülmüştür. Öğrenciler her ne kadar problemlerle karşılaşmış olsalar bile esnek öğrenme ortamı ve dersi tekrar edebilme gibi olanaklar açısından uzaktan eğitime ilişkin memnuniyetlerini belirtmişlerdir. Ancak yine de öğrencilerin çoğunluğu yüz yüze eğitimle ders almayı daha çok tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Çalışma sonucunda uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.Article Emotional Closeness in Neonatal Intensive Care Units: A Qualitative Study(2020) Tekgündüz, Kadir Şerafettin; Apay, Serap Ejder; Gürol, Ayşe; Güven, Ramazan; Özdemir, SüreyyaObjectives: The aim of this study was to explore perceptions and experiences of mothers with regard to the barriersand facilitators to emotional closeness and mothers’ feelings of emotional closeness when their newborn infants arecared for in neonatal intensive care units.Methods: This study applied a focus group methodology. The study group included a total of nine mothers who werestaying in the Mother Room of the neonatal intensive care unit and agreed to participate in the study. For collection ofdata, a semi-structured emotional closeness form was administered through face-to-face interviews conducted withthe participants in a suitable physical environment. A voice-recording device was used during the interviews.Results: In this study, the mothers described the main barrier preventing them from feeling emotionally close to theirnewborn as the inability to touch and be with their newborn in the units. They defined emotional closeness as the mutual recognition achieved between mother and child through physical closeness. The mothers further emphasized theimportance of being face-to-face and having eye contact with their child, and they believed that touching increasedmaternal feelings of emotional closeness, as it provided the reality that this was their baby. Breastfeeding was anotherfeature highlighted by the mothers as being an activity that made them feel emotionally close to their newborn infants.Conclusion: The findings from this study overall showed that when and how mothers feel emotionally close is grounded in the experiences and conditions that serve to either facilitate or debilitate emotional closeness.Master Thesis Evde Bakım Hizmeti Alan Hastaların Bakım Verenlerinde Bakım Yükü ve İlişkili Faktörlerin İncelenmesi(2025) Temel, Mehmet; Gürol, AyşeAmaç: Bu araştırma, evde sağlık hizmeti alan hastalara bakım veren bireylerin bakım yükü düzeylerini belirlemek ve bakım yükü ile ilişkili bireysel, hastaya ilişkin ve bakım sürecine yönelik faktörleri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Bu araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte, kesitsel bir çalışmadır. Temmuz 2024–Aralık 2025 tarihleri arasında yürütülen çalışmada, veriler Ekim 2024–Şubat 2025 tarihleri arasında 419 bakım veren ile tamamlanmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Barthel İndeksi ve Zarit Bakım Yükü Ölçeği kullanılarak ev ziyaretleri sırasında yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Analizlerde SPSS 29.0 programı kullanılmış; tanımlayıcı istatistikler ile bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Bakım verenlerin %60,6'sının kadın, %85,2'sinin evli ve %70,9'unun çalışmayan bireylerden oluştuğu belirlenmiştir. Bakım verilen hastaların %52,7'si erkek olup yaş ortalaması 68,8'dir. Barthel İndeksi ortalaması 21,7 olup hastaların çoğunluğu tam bağımlı grubunda yer almaktadır. Zarit Bakım Yükü Ölçeği puan ortalaması 41,3 olup bakım yükünün orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Bakım verenlerin en çok zorlandığı alanın hastanın öz bakımı olduğu görülmüştür (%57,8). Bireysel sosyodemografik özelliklere göre bakım yükü puanlarında anlamlı fark bulunmamıştır (p>.05). Buna karşılık Barthel İndeksi ile bakım yükü arasında negatif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (r=–.557, p<.001). Sonuç: Evde bakım sürecinde bakım yükü ile en güçlü ilişki gösteren değişkenin hastanın bağımlılık düzeyi olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, bakım verenlere yönelik hemşirelik temelli eğitim ve psikososyal destek programlarının güçlendirilmesi ve bakım planlamasında hastanın fonksiyonel bağımlılık düzeyinin dikkate alınması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bakım süreci, Bakım veren, Bakım yükü, Evde bakım hizmeti, Fonksiyonel bağımlılık, HemşireMaster Thesis Hematolojik Kanser Hastalarında Sağlık Okuryazarlığının Hastalık Algısı Üzerindeki Etkisi(2025) Muti, Elanur; Gürol, AyşeAmaç: Bu araştırmanın amacı, hematolojik kanser tanısı almış bireylerin sağlık okuryazarlığının hastalık algısı üzerindeki etkisini incelemek ve bu değişkenlerin sosyodemografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Yöntem: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipteki bu araştırma, Temmuz 2023 - Temmuz 2025 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Erzurum'da bir üniversite hastanesinin hematoloji kliniğinde Ekim 2023 - Ekim 2024 tarihleri arasında tedavi gören ve dahil edilme kriterlerini karşılayan 227 hematolojik kanser hastası oluşturmuştur. Veriler, Hasta Tanıtım Anketi, Kanser Hastalarında Hastalık Algısı Ölçeği ve Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 ile toplanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %64,3'ünün geliri giderinden az olup, %58'i sorunlu veya yetersiz sağlık okuryazarlığı düzeyindedir. Eğitim, gelir, yaşanılan yer ve çalışma durumu hastalık algısı ve sağlık okuryazarlığı ile anlamlı ilişki göstermiştir (p<0.05). Yaş arttıkça hastalık algısı artarken, sağlık okuryazarlığı düzeyi azalmıştır. Sağlık okuryazarlığı ile 'Hastalık Hakkındaki Görüşler' (r=-0.361) ve 'Olası Nedenler' (r=-0.516) alt boyutları arasında anlamlı negatif korelasyon bulunmuştur. Regresyon analizleri sağlık okuryazarlığının, hastalık algısını anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir (R²= %9.2 – %26.3 arası). Ayrıca, bilgi sahibi olmayan bireylerin hastalık algısı daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Araştırma bulguları, sağlık okuryazarlığı düzeyinin hastalık algısı üzerinde anlamlı ve yönlendirici bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Eğitim düzeyi, gelir durumu, yaşanılan yer, yaş ve sağlık sistemine aşinalık gibi sosyo-demografik faktörlerin hem sağlık okuryazarlığı hem de hastalık algısı üzerinde belirleyici olduğu saptanmıştır. Sağlık okuryazarlığı düzeyinin artması, bireylerin hastalıkla ilgili inanç ve değerlendirmelerini daha gerçekçi ve rasyonel temellere oturtmalarına katkı sağlamaktadır. Bu doğrultuda, bireylerin sağlık hizmetlerinden etkin biçimde yararlanabilmeleri ve hastalık süreçlerini daha sağlıklı algılayabilmeleri için sağlık okuryazarlığı düzeylerinin artırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Hastalık Algısı, Hematoloji, Hemşirelik, Onkoloji, Sağlık OkuryazarlığıArticle İnsülin Kalemi ve Pompası Kullanan Tip 1 Diyabet Hastası Çocuklarda Metabolik Kontrol ve Yaşam Kalitesi Düzeyleri(2022) Gürol, Ayşe; Kardaş, Gamze NurAmaç: Çalışma, diyabet tanısıyla insülin kalemi ve insülin pompası kullanan 8-12 yaş grubundaki çocuk hastaların metabolik kontrol ve yaşam kalitelerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır.\rYöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tiptedir. Çalışmanın evrenini en az 6 ay önce Tip 1 diyabet tanısı alan 8-12 yaş grubundaki çocuklar (n=80) oluşturmuştur. Çalışmaya katılan çocuklara Sosyo-demografik Bilgi Formu, Metabolik Kontrol Formu ve Tip 1 Diyabetli Çocuklarda Yaşam Kalitesi Ölçeği uygulanmıştır. Veriler SPSS 24.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.\rBulgular: Çalışmada insülin kalemi kullanan çocukların HbA1c düzeylerinin insülin pompası kullanan çocuklara kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. İnsülin kalemi kullanan çocukların insülin pompası kullananlara kıyasla daha az oranda karbonhidrat sayımı yaptıkları belirlenmiştir. İnsülin kalemi kullanan çocukların yaşam kalitesi toplam puan ortalaması 1433,75±354,076, insülin pompası kullanan çocukların toplam puan ortalaması 2075,00±316,278’dir. İnsülin pompası kullanan çocukların yaşam kalitesi ölçeği ve alt boyutlarından insülin kalemi kullanan çocuklara kıyasla daha fazla puan ortalamasına sahip oldukları, İletişim alt boyutu hariç diğer alt boyutlar ve ölçek toplam puan ortalaması açısından aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0,05).\rSonuç: İnsülin pompası kullanan çocukların insülin kalemi kullanan çocuklara kıyasla daha iyi metabolik kontrol sağladıkları ve HbA1c düzeyleri azaldıkça yaşam kalitelerinin arttığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle iyi bir metabolik kontrolün sağlanması amacıyla çocuklarda pompa kullanımının yaygınlaştırılması gerektiği önerilmektedir.Master Thesis Lise Öğrencilerinde Problemli İnternet Kullanımı, Dijital Oyun Bağımlılığı ve Dijital Obezitenin Belirlenmesi(2025) Fidan, Tezcan; Gürol, AyşeAim: This study aimed to determine the levels of problematic internet use, digital gaming addiction, and digital obesity among high school students, as well as to examine the relationships between these variables. Method: Designed as a descriptive and correlational study, the research was conducted between June 2024 and June 2025 in four public high schools located in the Yakutiye district of Erzurum, Türkiye. A total of 490 students, selected through a multistage sampling method, were included in the study. Data were collected using the Personal Information Form, the Problematic Internet Use Scale, and the Digital Gaming Addiction Scale. Descriptive statistics, independent samples t-test, one-way ANOVA, and Pearson correlation analysis were employed. For the identification of digital obesity, machine learning methods were applied; variable selection was performed using the Boruta algorithm, and models were tested with a 10-fold cross-validation method. Results: The findings revealed that the mean scores of problematic internet use and digital gaming addiction were at moderate levels. Both problematic internet use and digital gaming addiction were significantly higher among male students and those whose expenses exceeded their income. A moderately strong positive correlation was determined between problematic internet use and digital gaming addiction (p < 0.05). Machine learning models generally demonstrated satisfactory performance, with the highest predictive success achieved by Random Forest and Support Vector Machine algorithms. Conclusion: The study indicates that problematic internet use, digital gaming addiction, and digital obesity represent significant public health concerns among high school students. The results highlight the necessity of developing school-, family-, and health-based programs aimed at reducing digital addictive behaviors and preventing the risk of digital obesity in adolescents. Keywords: Adolescent, Digital obesity, Digital gaming, Nursing, Problematic internet useMaster Thesis Madencilik Sektöründe Meslek Hastalıkları ve İş Kazaları(2025) Çiftçi, Elif; Gürol, AyşeAmaç: Bu çalışma, Türkiye madencilik sektöründe 2013-2023 yılları arasında meydana gelen meslek hastalıkları ve iş kazalarını analiz ederek, bu olayların halk sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırma retrospektif tarama modeli ile yürütülmüş ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 2013-2023 yılları arasındaki verileri kullanılmıştır. Veriler, NACE Rev. 2 ekonomik faaliyet sınıflandırmasına göre madencilik sektörüne odaklanılarak analiz edilmiştir. Geçici iş göremezlik süreleri, yaş grupları, meslek hastalığı ve iş kazalarının aylara ve saatlere göre dağılımı gibi değişkenler SPSS programında incelenmiştir. Bulgular: Kömür ve Linyit Çıkartılması sektörü, meslek hastalıkları ve iş kazalarının en yüksek olduğu faaliyet alanıdır. Solunum yolu hastalıkları ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları en sık görülen meslek hastalıklarıdır. İş kazalarının büyük bir kısmı 20-39 yaş grubu ve gün ortası saatlerinde meydana gelmektedir. Geçici iş göremezlik süreleri özellikle kömür madenciliğinde yüksektir. Genç işçiler ve gece vardiyalarında kazalarda artma eğilimi gözlemlenmiştir. Sonuç: Madencilik sektöründe iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından stratejik önem arz etmektedir. Özellikle solunum yolu hastalıkları ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının yüksek görülme sıklığı, sektöre özgü sağlık risklerinin kalıcı ve önlenebilir nitelikte olduğunu göstermektedir. İş kazalarının genç yaş gruplarında ve belirli saat aralıklarında yoğunlaştığı; geçici iş göremezlik sürelerinin ise özellikle kömür madenciliği faaliyetlerinde anlamlı düzeyde uzun olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda, sektöre özel risklere yanıt verebilecek nitelikte düzenleyici çerçevelerin güçlendirilmesi, denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi ve iş güvenliği kültürünün tüm işçi ve iş verenler tarafından benimsenmesi, sürdürülebilir bir iş sağlığı yapısı için kaçınılmaz bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.Article Ortaokul Öğrencilerinin Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutumlarının İncelenmesi(2025) Gürol, Ayşe; Kasımoğlu, Necla; Tuğba, Oluç; Öncül, BilalAmaç: Araştırma ortaokul öğrencilerinin mülteci öğrencilere yönelik tutumlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı türdeki çalışma, bir il merkezinde mülteci öğrencilerin yoğunlukta olduğu üç ortaokulda yürütülmüştür. Çalışma, Mart-Nisan 2023 tarihlerinde belirlenen ortaokullarda 2022-2023 eğitim döneminde öğrenim gören ve Türk uyruğuna sahip toplam 702 öğrenciye ulaşılarak tamamlanmıştır. Veriler, “Kişisel Bilgi Formu” ve “Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği” ile toplanmıştır. Veriler, SPSS paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrenciler, mülteci öğrencilere yönelik tutum ölçeğinden 48.91±11.60 puan almışlardır. Çalışmada kız (50.60±11.64) öğrencilerin ve 5. sınıfta (51.46±11.74) okuyan öğrencilerin diğer arkadaşlarından daha yüksek tutum puan ortalamasına sahip oldukları belirlenmiştir (pMaster Thesis Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Bebeği Yatan Annelerin Stres Düzeyleri ve Anne Bebek Temas Engelleri ile Anne Bebek Bağlanması Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi(2023) Gündüzalp, Ramazan; Gürol, AyşeYenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Bebeği Yatan Annelerin Stres Düzeyleri ve Anne Bebek Temas Engelleri ile Anne Bebek Bağlanması Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi Amaç: Yoğun bakım ünitesinde annenin bebeğin bakımına dahil olması çocuğun bilişsel gelişimi ve psikolojik uyumu için önemlidir. Bu nedenle çalışmanın amacı, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bebeği yatan annelerin stres düzeyleri ve anne bebek temas engelleri ile anne bebek bağlanması arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Yöntem: Çalışma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte yürütülmüştür. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeden, verilerin toplandığı tarihler arasında bebeği yenidoğan yoğun bakımda yatan ve araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 111 anneye ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında anneyi ve bebeği tanıtıcı bilgi formu, anne-baba stres ölçeği, anne-bebek temas engelleri ölçeği ve anne-bebek bağlanma ölçeği kullanılmıştır. Formlar annelerle yüz yüze görüşme esnasında anneler tarafından doldurulmuştur. Bulgular: Çalışmaya katılan annelerin yaş ortalaması 29,48±5,01 yıl'dır. Çalışmada annelerin en çok bebeklerinin görünümü ve davranışlarından dolayı stres yaşadıkları, annelerin anne-bebek temas engelleri ölçeğinden (50,84±11,87) yüksek puan aldıkları ve anne-bebek bağlanma ölçeğinden düşük puan (1,36±2,53) aldıkları belirlenmiştir. Çalışmada annelerin algıladıkları temas engelleri ile bağlanma düzeyleri arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır (p<0,01). Ayrıca annelerin algıladıkları temas engelleri arttıkça stres düzeyinin de arttığı belirlenmiştir. Sonuç: Annelerin bebekleri ile olan temasını arttırmak için kanguru bakımı ya da genel sağlık durumu uygun olan bebeklerde emzirmenin artırılması önerilmektedir. Annenin bebeği ile olan teması stres düzeyini azaltarak anne-bebek bağlanmasını arttıracaktır. Anahtar Kelimeler: Anne, Anne Bebek Bağlanması, Bebek, Stres, Temas Engelleri, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi

