* Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14901/835
Browse
Browsing * Doktora Tezleri by Title
Now showing 1 - 20 of 74
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Akılcı Olmayan İlaç Kullanımının Ekonomik Kaybı(2025) Gökçenoğlu, Sümeyye; Çalmaşur, GürkanAkılcı ilaç kullanımı, hastanın klinik özelliklerine göre en uygun ilacın, doğru dozda, sürede ve maliyetle kullanılmasını ifade eder. Bu süreç, hastanın şikâyetini hekime doğru bir şekilde aktarmasıyla başlar. Ardından hekimin doğru tanıyı koyması ve buna uygun tedavi seçimini yapması gerekir. Eczacının, reçete edilen ilacı doğru biçimde temin etmesi ve gerekli bilgilendirmeyi yapmasının ardından, süreç hastanın ilacı uygun süre ve dozda, doğru kullanım şekliyle uygulanmasıyla son bulur. Sürecin herhangi bir aşamasında yapılan hatalar, Akılcı Olmayan İlaç Kullanımı olarak tanımlanmakta, bu durum tedavi başarısızlığına, ilaç direncine, advers etkilere ve çeşitli ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Akılcı olmayan ilaç kullanımı küresel bir sorundur. DSÖ'nün tahminlerine göre, ilaçların %50′sinden fazlası uygun olmayan şekilde reçetelenmekte, temin edilmekte ve tüm hastaların yarısı da ilaçlarını doğru şekilde kullanmamaktadır. Bu çerçevede, akılcı olmayan ilaç kullanımının yalnızca klinik değil, aynı zamanda ekonomik sonuçları da dikkate alınarak değerlendirilmesi önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı akılcı olmayan ilaç kullanımının neden olduğu ekonomik kaybı belirlemek ve bu maliyete etki eden faktörleri analiz etmektir. Bu amaçla, Erzurum merkez ilçelerinde görev yapan hekimler, eczacılar ve aynı bölgede yaşayan hastaların akılcı ilaç kullanımı davranışları ikili logit modeliyle incelenmiş; akılcı olmayan davranışların yol açtığı maliyetler hesaplanarak, bu maliyetlere etki eden faktörler sıralı logit modeliyle analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, hekim, eczacı ve hasta gruplarında irrasyonel ilaç kullanımına bağlı ekonomik maliyetleri etkileyen çok sayıda faktör olduğunu göstermektedir. Hekimlerde çalışılan kurum yapısı, mesleki tecrübe, eğitim düzeyi, etkili iletişim ve reçete edilen ilaçlara dair ilaç bilgi düzeyi maliyetleri etkilerken, Şehir hastanelerinde ve ASM'lerde maliyetler yüksek; deneyimli ve bilgili hekimler daha rasyonel reçeteleme yapmaktadır. Eczacılarda yaş, ilaçlara dair bilgi düzeyi, iletişim, eczane konumu ve karşılaşılan reçete sayısı önemlidir; genç ve deneyimsiz eczacılar maliyeti artırırken, reçete sayısının artması ve reçetelerin eczacılar tarafından karşılanması maliyeti azaltmaktadır. Hastalarda ise eğitim, gelir, sosyal güvence, yaş ve sağlık hizmetlerine erişim şekli, hane halkı büyüklüğü ve 5 yaş altı çocuk varlığı maliyetleri belirlemektedir. Evde atıl ilaç bulundurma, uygunsuz imha yöntemleri internetten kendi kendine ilaç araştırması ve irrasyonel ilaç kullanımı maliyeti yükseltirken; etkili iletişim, devlet destekleri ve evde sağlık çalışanı varlığı maliyeti düşürmektedir. Bu sonuçlar, ilaç okuryazarlığı, eğitim ve iletişim stratejilerinin geliştirilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.Doctoral Thesis Alzheimer Hastalığının Tedavisine Yönelik Bor Nanoteknolojisi Temelli İlaç Taşıma Sisteminin Geliştirilmesi(2022) Yıldırım, Özge Çağlar; Türkez, HasanSon yıllarda Alzheimer gibi yıkıcı nörodejeneratif hastalıkların daha etkin ve yenilikçi tedavisini amaçlayan çalışmaların sayısı hızla artmaktadır. Bu tez çalışmasında esterifikasyon reaksiyonu ile yüzeyine folik asit (FA) tutturulmuş hekzagonal bor nitrür (hBN) temelli taşıyıcı sistem tasarımı gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan hBN-FA taşıma sisteminin SEM-EDX, UV-vis spektrumu, FTIR ve Zetasiezer analizleri ile detaylı karakterizasyon çalışmaları tamamlanmıştır. Taşıma sisteminin toksikolojik değerlendirilmesi insan dermal fibroblast hücre kültürlerinde gerçekleştirilmiştir. hBN-FA taşıma sisteminin Memantin(MEM) ve bor lipoik asit (BLA) yükleme ve salınım profili değerlendirilmiş ve ardından retinoik asit ile olgun nöron benzeri hücre dönüşümü sağlanan SHSY-5Y hücrelerinde MTT analizi ile sitotoksisite çalışması yapılmıştır. İlaç yükleme sonuçları FA ile kaplanmayan hBN'nin BLA'yı yükleme yeteneğine sahip olmadığını ancak MEM için %84,3 ilaç yükleme etkinliğine sahip olduğunu göstermiştir. Öte yandan hBN-FA taşıma sisteminin BLA ve MEM için ilaç yükleme etkinliği sırasıyla %97,5 ve %95'tir. Dönüştürülmüş SHSY-5Y hücre kültüründe 20µM Aβ(1-42) peptidi ile in vitro Alzheimer hastalık modeli oluşturularak ilaç yüklü taşıma sisteminin Aβ(1-42) toksisitesine karşı nöron koyucu potansiyeli değerlendirilmiştir. hBN-FA+BLA in vitro AH modelinde %99 oranında hücre canlılığı gösterirken; hBN-FA+MEM'in aynı konsantrasyonu ile tedavi edilen hücre grubunda canlılık %94 olarak hesaplanmıştır. Dahası AChE aktivitesi tayini, TAK ve TOS analizi, Akış sitometrisi ve genotoksisite çalışmaları sitotoksisite verileriyle köreleydi. Tüm bulgular hazırlanan taşıyıcı sistemin in vitro deneysel AH modelindeki ilk kez aydınlatılmış nöroprotektif etkisinin umut verici olduğunu ve daha detaylı araştırmalar için önemli veriler sunduğunu göstermektedir.Doctoral Thesis Analitik Fonksiyonların Belirli Alt Sınıfları İçin Hankel, Toeplitz ve Hermitian-Toeplitz Determinantları(2025) Buyankara, Mucahit; Çağlar, MuratBu tez çalışmasında, birim diskte subordinasyon yardımıyla analitik fonksiyonların M(α), S_s^* (φ), S_T^* (λ), N(β) ve K_S alt sınıfları tanımlanmış ve bu sınıflar için katsayı sınırları, Hankel, Toeplitz, Hermitian-Toeplitz determinantları ve Zalcman tahminleri elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, her bir fonksiyon sınıfı için belirlenen Hankel, Toeplitz ve Hermitian-Toeplitz determinantlarının alt ve üst sınırlarını içermekte olup, literatürdeki bilinen sonuçlarla karşılaştırıldığında bazı durumlarda daha kesin sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu çalışma, determinant temelli yöntemlerin analitik fonksiyon sınıflarının incelenmesinde etkin bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir.Doctoral Thesis Antimikrobiyal ve Yüksek Osseointegrasyon Özelliği Kazandıracak Biyo-jel İçeren Özgün Bir Dental İmplant Tasarımı ve Seçici Lazer Ergitme Yöntemiyle Üretimi(2024) Köseoğlu, Merve Taftalı; Yetim, Ali FatihBiyomalzemeler, vücutta işlevini kaybetmiş organların geri kazanılması ve yenilenmesi için kullanılan destek materyalleridir. Biyomalzemelerden biri olan diş implantları, çene kemiğine yerleştirilirken iki büyük olumsuzlukla karşılaşılır. Bu sorunlardan biri, yerleştirme sırasında oluşan ısınma neticesinde nekrozun meydana gelmesi iken, diğeri ise yerleştirme sırasında kemik-implant ara yüzeyinde mikrobiyal biyofilmin oluşumu olarak tespit edilmiştir. Bu sorunların da implantın kısa sürede kaybedilmesine sebep olduğu gözlenmiştir. Bu implant başarısızlıkları nedeniyle, tekrarlanan implant operasyonları hastalarda hem ekonomik hem de psikolojik problemlere sebep olurken, diş hekimlerinde de operasyon sırasında meydana gelebilecek bu tür olumsuzluklar yüzünden implantı kaybetme olasılığına karşın, işlerinde başarısız olma stresi ve kaygısı ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle, sunulan tezde, dental implant uygulamalarında başarının arttırılması, implantın çene kemiğine yerleştirilmesi sırasında oluşan ısının optimum seviyede tutulması (nekroza sebep olmayacak) ve oluşabilecek enfeksiyonun önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda ilk olarak PDMS esaslı biyo-jel sentezi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen biyo-jele kemik tozu/grafen/antibiyofilm peptit farklı kombinasyonlarda katkılanarak oral enfeksiyonlara sebep olan bakteri ve maya suşlarına karşı antimikrobiyal ve antibiyofilm aktiviteleri değerlendirilmiştir. Ek olarak, biyo-jel kombinasyonlarının insan eritrosit hücrelerine karşı hemolitik aktiviteleri belirlenmiştir. Biyo-jelin implant-kemik ara yüzeyine ulaşmasını sağlayacak kanal sistemine sahip geometrideki bir implantın içerisine yerleştirilmesi gerçekleştirilmiştir. Hazne-kanal sistemine sahip implantın geleneksel üretim yöntemleri ile üretilmesi mümkün değildir. Bu nedenle eklemeli üretim yöntemlerinden biri olan seçici lazer ergitme yöntemi ile hazne-kanal sistemine sahip özgün bir implant tasarımı ve üretimi gerçekleştirilmiştir. Dental implantın statik ve dinamik özellikleri belirlenerek karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır.Doctoral Thesis Askıda Yük Taşıyan Dört Rotorlu İha Sistemlerinin Modellenmesi ve Sonlu Sabit Zamanlı Adaptif Kayan Kipli Kontrolcü Tasarımı(2023) Bingöl, Özhan; Güzey, Hacı MehmetBu tez çalışmasında askıda yük taşıyan quadrotor İHA sistemlerinin modellenmesi ve modellenen sistemler için özgün sonlu/sabit zamanlı yapay sinir ağı tabanlı adaptif kayan kipli kontrolcü tasarlanması hedeflenmiştir. Öncelikle askıda yük taşıyan bir quadrotorun doğrusal olmayan modeli parametre belirsizlikleri ve dış bozucu etkilerde dikkate alınarak elde edilmiştir. Daha sonra askıda yük taşıyan birden fazla quadrotordan oluşan bir sistemin genelleştirilmiş özgün bir modeli oluşturulmuştur. Bu çalışmada modellenen sistem, istenilen sayıda İHA ile yükün taşınmasına imkân verecek şekilde geliştirilmiştir. Bu amaçla parametre belirsizlikleri ve dış bozucu etkiler dikkate alınarak ve yükün quadrotorlar üzerindeki etkileri ile quadrotorların birbirleri üzerindeki etkileri değerlendirilerek sistemin doğrusal olmayan dinamik denklemlerinin elde edilmesi amaçlanmıştır. Modellenen sistemleri kontrol etmek için özgün sonlu/sabit zamanlı yapay sinir ağı tabanlı adaptif kayan kipli kontrolcü tasarlanması hedeflenmiştir. Tasarlanacak kontrolcü yapısı kayan kipli kontrol bileşeni yardımı ile sisteme gürbüzlük kazandırırken yapay sinir ağı bileşeni yardımı ile sistem dinamiklerindeki belirsizlikleri öğrenerek kayan kipli kontrolün etkinliğini artıracak ve kontrol işaretlerinin genliklerini önemli ölçüde iyileştirecektir. Ayrıca tasarlanacak kontrolcü yapısı ile doğrusal olmayan sistemlerin kontrolünde önemli bir gereksinim olarak ortaya çıkan, sistem durumlarının istenilen referans değerlerine ulaşma süresi olarak bilinen yerleşme süresinin de belirlenmesi hedeflenmiştir.Doctoral Thesis Baş-Boyun Kanser Hücrelerinde SALL4 Geninin Direnç Genleri ile Olan İlişkilerinin Araştırılması(2025) Yılmaz, Arzugül Tanas; Kara, AdemSal benzeri protein 4 (SALL4), embriyonik kök hücrelerinde bulunan bir transkripsiyon faktörüdür ancak baş ve boyun skuamöz hücreli karsinomlar da (BBSHK) dahil olmak üzere kanser hücrelerinde aşırı ifade edildiği ve kanser gelişimi, ilerlemesi ve metastaz ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle bu tez çalışmasında SALL4 geninin BBSHK'de ilaç direnci gelişimi veya direnç geliştirilmiş hücreler üzerindeki etkilerinin aydınlatılması hedeflenmiştir. Çalışmamızda FaDu hücreleri normal ve ilaç direnci geliştirilmiş formlarda kullanılmış ve deneyler pozitif kontrol grubu, inhibisyon grubu, PTX uygulanan grup, hem inhibisyon hem de ilaç uygulaması yapılan grup ve negatif kontrol grubu olmak üzere 6 grup üzerinden yürütülmüştür. Hem normal hem de ilaç direnci geliştirilmiş hücrelerde SALL4 inhibisyonu gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (qRT-PZR) ve Western Blot (WB) ile kontrol edilmiş ardından SALL4 geninin direnç genleriyle olan ilişkisi moleküler genetik analizler ile detaylandırılmış. Daha sonra hücre hatlarında hücre döngüsü, hücre migrasyonu ve apoptotik durum incelenmiştir. Analiz sonuçlarında SALL4'ün her iki hücre hattında da başarıyla inhibe edildiği ayrıca, SALL4 baskılanmasının PTX'in apoptozu artırıcı etkisini güçlendirdiği, hücre döngüsü üzerine antiproliferatif etki yaptığı ve özellikle dirençli hücrelerde PTX ile birlikte uygulandığında sinerjik etki oluşturduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulguların, BBSHK'de yeni terapötik stratejilerin geliştirilmesine ve hastaların tedaviye daha iyi yanıt vermesine yardımcı olabileceği düşünülmektedir.Doctoral Thesis Betonarme Kolonların Şekil Değiştirme Kapasitelerinin Değerlendirmesi(2019) Özdemir, Muhammed Alperen; Kazaz, İlkerSon yıllarda deprem etkisi altındaki yapıların değerlendirilmesinde kuvvete dayalı tasarım yöntemlerinin yerine şekil değiştirme esaslı tasarım yöntemleri yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Binaların depreme dayanıklı tasarımı ve mevcut yapıların deprem etkisi altında performanslarının belirlenmesinde; Türkiye'de 2019 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY, 2018), Avrupa'da Eurocode 8 (CEN 1998-3:2005), Amerika'da ise ASCE/SEI 41 esas alınmaktadır. Mevcut yönetmeliklerin dışında araştırmacıların da yapı elemanlarının performanslarını belirlemek için önerdikleri formüller bulunmaktadır. Ancak yönetmeliklerde öngörülen hasar sınırlarının betonarme kolonlar için çok genel olduğu, farklı kolon tasarım değişkenleri göz önünde bulundurulduğunda aşırı emniyetli tarafta kalırken, yüksek mukavemetli beton ile üretilmiş kolonlardaki gibi bazı durumlarda ise güvenilir sonuçlar vermediği araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Yönetmeliklerde verilen bu sınırlar dikkate alındığında deprem etkisi altında mevcut yapıların değerlendirilmesi ve tasarımında yanıltıcı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu çalışmada sonlu eleman yöntemi kullanılarak iyi kalibre edilmiş bir model yardımıyla farklı tasarım değişkenlerine sahip dikdörtgen kesitli betonarme kolon modelleri analiz edilmiş, şekil değiştirme sınırları ile tasarım parametreleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Parametrik çalışmayla elde edilen şekil değiştirme değerleri yönetmeliklerde verilen ve araştırmacılar tarafından önerilen hasar sınırlarıyla karşılaştırılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda betonarme yapı elemanlarının sismik değerlendirmesinde daha etkin kullanılabilecek ve önemli kolon tasarım parametrelerinin de etkin olduğu bir bağıntı elde edilmiştir.Doctoral Thesis Betonarme Perdelerin Şekil Değiştirme Kapasitesinin Yapay Zekâ Yöntemleriyle Modellenmesi(2025) Sertkaya, Mahinur; Kazaz, İlkerBetonarme perde davranışının deneysel olarak test edilmesi ve sonlu elemanlar yöntemiyle modellenmesi, gerektirdiği yüksek zaman ve maliyet nedeniyle önemli kısıtlamalar içermektedir. Son yıllarda açık veri ve kod paylaşımının artış göstermesi nedeniyle uygulamalarda makine öğrenmesine (ML) yönelim artmaktadır. Bu çalışma kapsamında sonlu elemanlar yöntemiyle üretilen 2548 perde modeline ait kesit uçlarındaki plastik dönme, donatı ve beton birim şekil değiştirme değerleri ML yöntemleriyle incelenmiştir. İlk olarak çeşitli girdi parametreleri kullanılarak ağaç tabanlı dört yöntemle (Karar Ağacı, Rasgele Orman, Uyarlanabilir Arttırma, Aşırı Gradyan Arttırma) plastik dönme tahmin edilmiş ve modellerin performansı 10 katlı çapraz doğrulama kriteri dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Karşılaştırmalar sonucunda en iyi performans gösteren XGBoost modeli, Rasgele Arama ve Optuna ile hiperparametre ayarı yapılarak yeniden eğitilmiştir. XGBoost-Optuna konfigürasyonun en yüksek başarıyı verdiği belirlenmiştir. Bu modelin sonuçları SHAP analiziyle yorumlanarak değişkenlerin göreli etkileri ve olası etkileşimleri ortaya konmuştur. Plastik dönme tahmininde başarılı olduğu kanıtlanan bu modelleme yaklaşımı, perde birim şekil değiştirmelerine de uygulandığında benzer derecede etkili sonuçlar vermiştir. Sonuçlardan denklem üretmek amacıyla, toplamsal güç yasası regresyon modeli hem gerçek (ANSYS) ölçümler hem de ML tahmin çıktıları üzerinde ayrı ayrı oluşturulmuştur. ML yöntemiyle türetilen denklemin davranışı daha iyi temsil ettiği saptanmıştır. Bulgular, betonarme perdelerin davranışının ML ile yüksek doğrulukta, hızlı ve yorumlanabilir biçimde öngörülebileceğini göstermektedir.Doctoral Thesis Bölgesel Ekonomide Dışsallıklar ve Uluslararasılaşma Kararı: Antalya İlinde Medikal Turizm Üzerine Bir Araştırma(2022) Güneş, Hasan; Türko, Esra SenaBu çalışmanın amacı, medikal turizm faaliyetinde bulunan sağlık kuruluşlarının uluslararasılaşma kararını etkileyen faktörleri ve sağlık kuruluşlarının bulundukları bölgede faydalandıkları dışsallıkları araştırmaktır. Araştırmada bu amaçla, turizm sektörünün en gelişmiş destinasyonlarından biri olan Antalya'da bir saha araştırması yürütülmüştür. Medikal turizm faaliyetinde bulunan 154 sağlık kuruluşuna anket uygulanmıştır. Araştırmada açımlayıcı faktör analizi, sıralı lojistik regresyon analizi ve bağımlı iki örnek t testi uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda toplam varyansa katkısı %73,569 olan sekiz faktör tespit edilmiştir. Bu faktörler sırasıyla; sorunlar (%16,038), turizm dışsallıkları (%13,121), kuruluşun medikal turizm faaliyeti ile sağladığı faydalar (%10,886), uluslararasılaşma kararında çekici faktörler (%9,473), büyüklük ve tecrübe (%6,456), uluslararasılaşma kararında itici faktörler (%6,378), turizm sektörünün yarattığı fırsatlar (%5,731) ve sağlık dışsallıkları (%5,497) şeklindedir.Doctoral Thesis Bor Nitrür- Germanyum Alaşımının Biyouyumluluk, Antimikrobiyal Özelliklerinin ve Biyomedikal Alanda Kullanımının Belirlenmesi(2025) Daş, Abdul Saltuk Buğra; Bezirganoğlu, İsmail; Arslan, Mehmet EnesBiyomedikal uygulamalarda kullanılan kaplama malzemelerinin biyouyumluluk, tribolojik ve antimikrobiyal özellikleri, bu malzemelerin başarısını doğrudan etkileyen kritik faktörlerdir. Bor nitrür (BN) ve germanyum (Ge), yüzey modifikasyon malzemesi olarak biyomedikal cihazlar ve implantlar için umut vaat eden iki adaydır. Proje kapsamında, kaplamalar Magnetron Sputter cihazı kullanılarak elde edilmiş ve Enerji Dağıtıcı Spektroskopi (EDS) ve Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile morfolojik ve kimyasal analizleri yapılmıştır. Hücre biyouyumluluğunu değerlendirmek için MTT testi ve çekirdek boyama yöntemleri kullanılmış, antimikrobiyal etkinlik ise gram negatif Escherichia coli (E. coli) ve gram pozitif Staphylococcus aureus (S. aureus) bakterileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. BN ve Ge kombinasyonu, her iki malzemenin avantajlarını bir araya getirerek dengeli bir yüzey performansı göstermiştir. Biyouyumluluk testlerinde, BN kaplamaların fibroblast hücre proliferasyonunu ve tutunmasını desteklediği, Ge kaplamaların ise bu özelliklerinin modifikasyonlarla geliştirilebileceği tespit edilmiştir. Antimikrobiyal testler, Ge kaplamaların E. coli üzerinde, BN-Ge kombinasyonunun ise S. aureus üzerinde anlamlı etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Bor nitrür kaplama, biyouyumluluğu, düşük sürtünme katsayısı ve yüksek aşınma direnci ile biyomedikal uygulamalarda güçlü bir aday olarak öne çıkmaktadır. BN ve Ge kombinasyonları, sinerjik etkiler yaratabilecek potansiyele sahiptir; ancak gram negatif bakterilere karşı etkinliğin artırılması için ileri düzey optimizasyonlar gereklidir. Bu sonuçlar, BN ve Ge kaplamaların biyomedikal cihazlarda kullanımına yönelik yenilikçi çözümler sunabileceğini göstermektedir.Doctoral Thesis Çelik Levhalı Perde Duvarlarda Tasarım Parametrelerinin Davranışa Etkisi(2021) Gürbüz, Muhammed; Kazaz, İlkerÇelik levhalı perde duvarlar (ÇLPD) yüksek enerji tüketme kapasitesi, yüksek süneklik ve rijitliğe sahip olan yapısal elemanlardır. Daha önceki çalışmalarda yatay yükleme altındaki çelik levhalı perde duvarlar üzerinde çeşitli tasarım konuları analitik ve deneysel yöntemler kullanılarak araştırılmıştır. Araştırmacılar genellikle plaka en boy oranı, kolon esneklik parametresi, sınır çerçeve kolonları üzerindeki eksenel yük oranı, gövde plakası kalınlığı, sınır elemanlarının rijitliği gibi tasarım parametrelerinin etkisini yönetmeliklerde bulunan ötelenme sınırları içerisinde incelemiştir. Fakat, bütün bu parametrelerin etkisini bir arada inceleyen çalışmaların mevcut olmadığı görülmüştür. Bu çalışmada bütün bu parametrelerin nihai ötelenme oranları, göçme mekanizmaları ve gövde plakası – çerçeve kesme kuvveti dağılımı üzerine etkileri nümerik olarak incelenmiştir. Bu amaçla sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak üç katlı, tek açıklıklı ve moment taşıyabilen kolon – kiriş birleşimlerine sahip çelik levhalı perde duvar modelleri oluşturulmuştur. Modeller monotonik ve çevrimsel yüklemelere maruz bırakılmıştır. Ön tasarım aşamasında daha iyi çevrimsel davranış elde edilebilmesi için tasarım parametrelerinin en uygun kombinasyonunu belirlemek için ÇLPD davranışına kapsamlı bir bakış sağlanmıştır. Sonuç olarak çelik levhalı perde duvarların düşey sınır elemanlarının minimum atalet momentini belirlemek için kullanılan kolon esneklik parametresinin üst limitinin 2.1 seviyesinde tutulmasının birçok istenmeyen göçme mekanizmasının oluşumunu engellediği görülmüştür. Ayrıca iyileştirmiş davranış elde etmek için çelik gövde plakası kesme kuvvetinin toplam dayanıma katkısının %75 ile sınırlandırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Parametrelere bağlı olarak ötelenme oranı ve ÇLPD'yi oluşturan gövde plakası ve çerçeve bileşenlerinin kuvvet dağılımını tahmin eden güvenilir bağıntılar elde edilmiştir.Doctoral Thesis Çeşitli Bakteri İzolatlarının Kültür Filtratları ve Proteinlerinin İnsan Fibroblast Hücrelerinde Sitotoksik ve Moleküler Yanıtlarının Değerlendirilmesi(2018) Kacı, Fatma Necmiye; Görmez, ArzuKolorektal kanser, kolon ve rektumun epitel hücrelerinde polip oluşumuyla başlayan bir kanser türüdür. Oluşan polipler pek çok kolorektal kanser için prekürsör olarak kabul edilmektedir. Kolorektal kanser kadınlarda, akciğer ve meme kanserinden sonraki üçüncü, erkelerde ise, akciğer ve prostat kanserinden sonraki dördüncü ölüm sebebini oluşturmaktadır. Hastalığa sebep olabilecek muhtemel risk faktörleri araştırılmış, ancak kolorektal kanser patogenezi ve mikroorganizmalar arasındaki ilişki tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu nedenle çalışmamızda öncelikli olarak kolorektal kanserli hastalardan alınan biyopsi örneklerinden bakteri izolasyonları yapılmıştır. Bakterilerin kültür filtratları ile total proteinleri izole edildikten sonra sağlıklı fibroblast hücre hattına olan etkileri; WST-8, hemoliz testi, Kaspaz-3, JC-1 ve Annexin- V analizi yöntemleri ile; gen düzeyindeki değişimleri ise qRT-PCR yöntemi ile analiz edilmiştir. İzolasyonlar sonucunda biyopsi örneklerinden 3 adet Klebsiella pneumoniae, 1 adet Acinetobacter baumannii ve 1 adet Escherichia coli izole edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda tüm izolatların kültür filtratları ve proteinlerinin sağlıklı hücreleri özellikle inflamasyon ve nekroz yoluyla ölüme götürdüğü sonucuna varılmıştır. Gen düzeyinde etkileri incelendiğinde ise TP53, SMAD ve APC gibi tümör suppresör genlerin ekpresyonunda azalma, KRAS onkogeninin anlatımında ise kontrole göre artış gözlenmiştir. Bu çalışma sonucunda elde edilen bulguların, kolorektal kanser tedavisi için mikroorganizma temelli tedavi yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanılmaktadır.Doctoral Thesis Çoklu İlaç Dirençli Acinetobacter Baumannii İzolatlarına Karşı Tetrasiklin-HCl Yüklü Pcl (Poli-ε-kaprolakton) Nanopartiküllerin Geliştirilmesi, Karakterize Edilmesi ve Etkinliklerinin Değerlendirilmesi(2025) Rüzgar, Damla; Görmez, Arzu; Acar, SerapAntibiyotik dirençliliğine karşı en güncel yaklaşımlardan biri nano taşıma sistemleri ile hedefe yönelik ilaç moleküllerinin geliştirilmesidir. Bu tez çalışmasında, çoklu ilaç dirençli Acinetobacter baumannnii izolatlarına karşı antibiyotiklerin etkinliğini artırmak adına çift emülsiyon evaporasyon yöntemiyle Tetrasiklin-HCl yüklü Poli-ε-kaprolakton (PCL) nanopartikülleri sentezlenmiştir. Sentezlenen nanopartiküllerin ortalama boyutları dinamik ışık saçılması (DLS), zeta potansiyelleri polidispersite indeksi (PDI) ve elektroforetik ışık saçılımıyla (ELS) ölçülmüştür. Nanopartiküllerin enkapsülasyon etkinliği UV-Vis spektrofotometre ile indirek olarak, ilaç yükleme kapasitesi ve reaksiyon verimi ise kuru ağırlık üzerinden belirlenmiştir. Tetrasiklin-HCl yüklü PCL nanopartiküllerin (Tetra-PCL) yüzey fonksiyonel grupları fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR) ile yüzey morfolojileri ise taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile değerlendirilmiştir. Tetra-PCL nanopartiküllerinden salınan antibiyotik miktarı in vitro salım testi ile belirlendikten sonra nanopartiküllerin antimikrobiyal etkinliği mikrodilüsyon tekniği ile tespit edilmiştir. Nanopartikülün sitotoksik etkisi insan dermal fibroblast (HDF) hücrelerinde MTT testi ile belirlenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda Tetra-PCL nanopartiküllerinin enkapsülasyon etkinliği %71,70, ilaç yükleme kapasitesi %34,06, reaksiyon verimi ise %60,14 olarak hesaplanmıştır. Nanopartikülün ortalama boyutu, PDI ve zeta potansiyeli değeri sırasıyla 372,2±9,494, 0,568±0,039, -1,37±0,129 mV olarak belirlenmiştir. Tetra-PCL nanopartikülleri FT-IR ile analiz edildiğinde yüzey kimyasının PCL olduğu ve yüzeyinde az da olsa Tetrasiklin-HCl adsorbe olduğu gözlenmiştir. Tetra-PCL nanopartiküllerinin SEM ile yapılan morfolojik analizlerinde yapılarının küresel olduğu ve serbest antibiyotiğe göre nanopartiküllerin A-2 izolatında (15,12 µg/mL) MIC değerini 2 kat, A-3 izolatında ise (7,56 µg/mL) 4 kat düşürdüğü belirlenmiştir. Sonuç olarak, Tetra-PCL nanopartiküllerinin doza bağlı olarak toksisitesinin düşük olduğu ve sentezlenen nanopartiküllerin serbest Tetrasiklin-HCl'e oranla A. baumannii'nin bazı izolatları üzerine etkinliğinin olduğu tespit edilmiştir.Doctoral Thesis COVID-19'un Ekonomiye Etkileri: Merkez Bankası Politikaları ve Önlemleri(2024) Ergin, Mustafa Okan; Kara, Serap BedirDoğal afetlerin şiddeti ve gerçekleşme sıklığında teknolojinin ilerlemesine ve kentleşmenin artmasına bağlı olarak bir artış gözlenmektedir. Afetler, gelişmekte olan ülkelerde ve görece yoksul kesimlerde daha yıkıcı sonuçlar yaratmaktadır. Eşitsizlikler ile kurumsal yapıların yetersizliği yoksul gruplarda afetlerin daha şiddetli yaşanmasına neden olmaktadır. Afet yönetiminin başarısı, sosyal eşitsizliklerin ve ekonomik risklerin azaltılmasına dayalı bir yaklaşımı ve bireysel/toplumsal kırılganlıkları bertaraf etmeye yönelik kararlı politikaları gerektirmektedir. Bu tezin yazıldığı tarih itibarıyla yaşanmış son biyolojik felaket olan COVID-19, büyük ekonomik kayıplarla sonuçlanan global bir felakete dönüşmüştür. Kapanma ve karantina uygulamaları ekonomik faaliyetlerde ani bir duruşa neden olmuştur. İşgücü piyasasını, tedarik zincirlerini ve finansal piyasaları etkileyen önlemlerin olası ekonomik sonuçları geniş kapsamlı ve belirsiz olmuştur. Ekonomik bozulmanın aniliği ve sürati, piyasa oynaklıklarındaki artışlar ve belirsizlik ortamı, hızı, kapsamı ve boyutu bakımından merkez bankalarının olağan dışı tepkisini tetiklemiştir. COVID-19'un ekonomik büyümeye ve refaha olan etkisini değerlendirebilmek için ekonomik büyüme ve refah kavramının anlaşılması önemlidir. Ekonomik büyüme dinamikleri çok fazla ve karmaşıktır. Ülkeler arası farklılıkları anlayabilmek için, ülkelerin tarihinin, kültürünün, kurumsal ve siyasi yapısının incelenmesi önemlidir. Coğrafya, entegrasyon, kurumlar ve kültür faktörleri literatüre hâkim olan alanları vurgulamaktadır. Faktörlerin karşılıklı etkileşimi ve aralarındaki nedensel ilişkiler, bu faktörler arasında karmaşık etkileşimler olduğunu göstermektedir. Kurumlar hipotezinde, araştırmanın merkezinde kurumlar yer almakta ve mülkiyet haklarının rolü ve hukukun üstünlüğü ön plana çıkarılmaktadır. Merkezileşmiş ve çoğulcu bir nitelik taşıyan kapsayıcı ekonomik kurumlar, etkinliği, verimliliği ve refahı teşvik eder. Benzer bir anoloji ile ülkelerin karşılaştığı olumsuz durumlar ve felaketlerle mücadelede kurumlar faktörünün kritik bir rol oynadığı düşünülebilir. Bu çalışmada, pandemi döneminde merkez bankası faaliyetlerinin ekonomik ve sosyal etkisinin anlaşılması, merkez bankası aktifliğini belirleyen faktörler ve politikaların etkinliği konuları araştırılmıştır. Böylelikle, benzer durumlarda merkez bankalarına etkili para politikaları oluşturma ve ekonomik toparlanmayı teşvik etme konusunda güvenilir ve değerli bilgiler sağlanması umulmaktadır. Politikaların ölçülmesine ilişkin veri seti, dünya hasılasının yaklaşık %97'sini ve dünya nüfusunun dörtte üçünü kapsayan ve doksan bir ülkeden oluşan bir veri seti üzerinden gerçekleştirilmiştir. Önlemlerin çeşitliliğini belirleyen faktörler için seksen sekiz ülkenin aylık verisi kullanılmıştır. Önlemlerin etkinliğine yönelik analiz, veri setindeki kısıtlar nedeniyle elli iki ülkenin üç aylık panel verileri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Her üç analizde veri dönemi Mart 2020- Haziran 2021 arasıdır. Çalışmada, COVID-19 döneminde merkez bankalarının uygulamaya koydukları politikaların çeşitliliğini ölçen bir endeks oluşturulmuştur. Daha donanımlı ve bağımsız merkez bankalarına sahip ülkelerin kapsamlı bir mücadele politikası oluşturduğu görülmektedir. Kapsamlı bir mücadele politikasının belirleyicileri ise gelişmişlik düzeyi, yaşlı nüfusun oranı, kişi başına düşen GSYH tutarı ve kamu sağlığı harcamalarının tutarıdır. Buna karşılık, krizin merkezine uzaklık, uluslararası ticari açıklık ve kentleşme oranı değişkenleri beklentilerin tersine önemli bir rol oynamamıştır. Bu sonuçlar, tepki endeksinin belirleyicileri konusunda, kurumların etkisinin coğrafya, entegrasyon ve kültür faktörlerinden daha açıklayıcı olduğunun bir işareti olarak yorumlanabilir. Çalışmanın temel bulguları şunlardır: COVID-19, tüm ekonomilerde olumsuz sonuçlar yaratmakla birlikte, gelişmekte olan ülkeler pandemiden daha fazla etkilenmiştir. Merkez bankası aktifliği, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltmış ve istihdam üzerinde olumlu bir etkiye sahip olmuştur. Buna karşılık, hükümet politikalarının birbiri ile çelişen sonuçları bulunmaktadır. Ayrıca, uygulanan önlemler ile salgının etkileşimli etkisini birlikte değerlendirmek uygun olacaktır. Salgının yayılımı ile birlikte merkez bankası faaliyetleri enflasyon, işsizlik ve hasıla üzerinde negatif, istihdam üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Buna karşılık, salgının şiddeti ile birlikte merkez bankası faaliyetlerinin enflasyon, istihdam ve hasıla üzerinde pozitif, işsizlik üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Alınan önlemlerin başarısı ülkeye ve salgına özgü faktörlerle yakından ilgilidir. Bu nedenle, her ülke kendi özelliklerini ve önceliklerini dikkate alarak bir strateji oluşturmalıdır. Anahtar Kelimeler: Doğal afet, büyüme, kurumlar, COVID-19, para politikası, Para Politikası Tepki Endeksi.Doctoral Thesis Dezavantajlı Bölgelerde Yerel Ekonomik Kalkınma: Farklı Gelişmişlik Düzeyine Sahip Bölgelerde Karşılaştırmalı Bir Uygulama(2022) Kadiroğlu, Ahmet; Türko, Esra SenaBu çalışmanın amacı, dezavantajlı bölgelerde yerel ekonomik kalkınmanın karakteristik özelliklerini araştırmaktır. Bu doğrultuda, karşılaştırmalı bir analiz yapabilmek için farklı gelişmişlik düzeyine sahip Adana ve Bingöl illerinde arıcılık endüstrisinde faaliyet gösteren 630 arıcı işletmeye saha araştırması uygulanmıştır. Veri seti Tek Örneklem Kolmogorov-Smirnov testi, Mann-Whitney U testi ve Ki-Kare Bağımsızlık testleri ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, işletmeler arasında 125 değişkenin 115 tanesinde faaliyet gösterdiği illere göre farklılıklar bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca, 74 değişkenin 61 tanesinde işletmelerin faaliyette bulundukları il ile ilişki tespit edilmiştir. Adana ve Bingöl'de faaliyet gösteren arıcı işletmeler arasında yerel ekonomik kalkınmanın karakteristik özellikleri, aktörleri, stratejileri açısından farklılıklar bulunduğu ve bu farklılıkların yerel ekonomik kalkınma literatürünü destekler nitelikte olduğu tespit edilmiştir.Doctoral Thesis Eklemeli İmalat Yöntemiyle Üretilen Poroz Yapılı ve Biyomimetik Ağaç Benzeri Elemanların Yapısal, Termal ve Akış Özelliklerinin İncelenmesi(2025) Mandev, Yeşim Zeynep; Yetim, Ali FatihBu çalışmada, SLM yöntemiyle üretilen poroz plaka numunelerin yapısal ve termal özellikleri ve yine SLM yöntemi kullanılarak üretilen biyomimetik ağaç benzeri yapıların terlemeli soğutma performansları incelenmiştir. Bu yapılar, özellikle uçak motorları gibi yüksek sıcaklıklara maruz kalan parçalar için terlemeli soğutma yönteminin etkinliğini değerlendirmek amacıyla incelenmiştir. CoCrW, 316L, Ti6Al4V tozlarından SLM ile üretilen poroz plakalarla yapılan ısıl iletkenlik deneyleri ve yüzey pürüzlülüğü, mikro sertlik ölçümleriyle elde edilen sonuçlara göre; malzemelerin fiziksel, mekanik, termal ve yüzey özelliklerinin büyük ölçüde SLM üretim parametrelerine bağlı olduğu görülmüştür. Her 3 malzeme ile üretilen poroz plaka numunelerde malzemenin doluluk oranının artmasıyla sertlik değerleri artış göstermiştir. Farklı enerji yoğunluklarında yapılan üretimler neticesinde numunelerde gözlenebilecek en temel fark boşluk oranında olmuştur. Sonuç olarak, eklemeli imalat sürecinin ısı ve akış uygulamalarına yönelik ürünlerinde proses parametrelerinin dikkate alınmasının önemli olduğu gözlemlenmiştir. SLM ile üretilen poroz plaka numunelerde yapılan ısıl iletkenlik ölçümlerine göre en iyi termal performansı gösteren 316L tozu ile üretilen plakalar olmuştur. Bu sebeple ısı transferi deneyleri için üretilen biyomimetik ağaç benzeri yapılar 316L tozundan SLM ile üretilmiştir. Bu yapılarda en iyi termal performansı 500 μm başlangıç kanal çapına, 0,65 dallanma oranına ve çapın 6 katı olacak şekilde kanal kopyalama mesafesine sahip olan N7 numunesi (30×30×30 mm) göstermiştir. Bu numune üzerinde, parçacık görüntülemeli hız ölçümü (PIV) yöntemi kullanılarak vektör haritaları da elde edilmiştir. En iyi ısı transferi sonuçlarının kanal çapının artması ve dallanma oranı ile kopyalama mesafesinin azalmasıyla elde edildiği görülmüştür.Doctoral Thesis Eklemeli Üretimle İmal Edilen Havacılık Sektöründe Kullanılan Titanyum Alaşımlarının, Farklı Sıcaklıklardaki Yorulma ve Kırılma Özelliklerinin Belirlenmesi ve Dinamik Davranışlarının İyileştirilmesi(2024) Tekdir, Hilmi; Yetim, Ali FatihBu çalışmada, Seçici Lazer Ergitme (SLE) yöntemi ile üretilen Ti6Al4V alaşımının farklı servis koşullarındaki yorulma davranışları ve kırılma mekaniği özelliklerinin analizi amaçlanmıştır. SLE, metal tozlarının bilgisayar kontrollü yüksek enerjili bir lazerle tabaka tabaka ergitilerek karmaşık geometrili parçaların üretildiği Eklemeli Üretim (EÜ) yöntemlerinden biridir. Titanyum alaşımları, ağırlığına oranla yüksek mukavemet özellikleri ile otomotiv, savunma sanayi ve havacılık uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır. SLE ile üretilen türbin kanatları, çeşitli servis koşulları altında tekrarlı yüklere maruz kalmakta ve bu durum çatlak oluşumunu tetikleyerek kırılmaya yol açabilmektedir. Havacılık ve savunma endüstrilerinde, türbinlerin yüksek sıcaklık veya aşırı soğuk ortamlara maruz kaldıklarında verimli çalışmaları beklenmektedir. Ayrıca, malzemeler değişken yükler altında ani aşırı yüklemelere de maruz kalabilmektedir. Bu nedenle, SLE ile üretilen malzemelerin sabit ve değişken genlikli yükler altında yorulma davranışlarının incelenmesi ve yorulma ömrünün geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yorulma hasarının yüzey özellikleri ile doğrudan ilişkili olduğu bilindiğinden, yüzey özelliklerinin iyileştirilmesi, yorulma performansını artırmaktadır. Bu kapsamda, SLE ile üretilen Ti6Al4V yorulma ve kırılma mekaniği numuneleri işlemsiz, 850ºC-2 saat ısıl işlem ve elektrokimyasal parlatmaya tabi tutulan (ikincil işlemli) ve ısıl işlem ardından Kapalı Alanda Dengesiz Manyetik Sıçratma yöntemiyle DLC kaplanan (kaplama uygulanan) üç grupta değerlendirilmiştir. Numunelerin farklı ortam sıcaklıklarındaki (25 ºC, -50 ºC, 50 ºC, 250 ºC ve çevrimsel -50/+50 ºC) yorulma ve çatlak ilerleme davranışları incelenmiş, yapısal, morfolojik ve mekanik özellikleri XRD, SEM, XPS, optik mikroskop, 3D optik profilometre ve mikro sertlik cihazları ile analiz edilmiştir. Yorulma çatlak ilerlemesi sırasında çatlak boyutlarındaki değişiklikler, dijital kameralar ve dijital görüntü alma/işleme (DIC) yöntemi ile tespit edilmiştir. Testler sonucunda, tüm numune gruplarında 25 ºC'de en iyi yorulma dayanımı sağlanırken; 250 ºC'de yüzey altı oksit tabakasının oluşumu, -50 ºC'de düşük sıcaklığa bağlı gevrekleşme ve -50/+50 ºC çevrimsel sıcaklık koşullarından kaynaklanan termal genleşme farkı, malzemenin yorulma ömrünü olumsuz etkilemiştir. Isıl işlem ve yüzey işlemleri, malzemenin sertliğini artırarak yüzeyde bası artık gerilmeleri oluşturmuş ve bu sayede tüm test sıcaklığı koşullarında yorulma ömrünü iyileştirmiştir.Doctoral Thesis Ekolojik İktisat Perspektifiyle Tüketim Alışkanlıklarının Analizi(2025) Oral, Fatmanur; Yaylalı, MuammerSon yıllarda etkisi giderek artan çevre sorunları, geleneksel insan merkezli ekonomik sistemlerin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu sorgulama süreci, doğa ile ekonomiyi dengeleyen ve doğayı merkeze alan alternatif yaklaşımların gündeme gelmesini sağlamıştır. Toplumsal ölçekte bir dönüşüm gerektiren bu süreçte, üretimden tüketime, yönetimden toplumsal katılıma kadar tüm sistem bileşenlerinin ekolojik sınırlar ve toplumsal sorumluluklar doğrultusunda dönüşüme dahil olması, sürecin başarısı açısından kritik öneme sahiptir. Bu doğrultuda, bu çalışma ekolojik dönüşümün tüketim boyutuna odaklanmakta; ekolojik iktisat perspektifiyle ekolojik tüketim kavramını açıklayarak bireylerin ekolojik tüketim davranışlarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada ekolojik tüketim, yalnızca ürün tercihleriyle sınırlı bir davranış biçimi olarak değil, bireylerin gündelik yaşamlarında sergiledikleri çeşitli tüketim pratiklerinin bütüncül bir yansıması olarak ele alınmıştır. Bu kapsamda, İstanbul'da son altı ay içerisinde en az bir ekolojik davranışta bulunduğunu belirten 400 tüketiciye uygulanan anketlerden elde edilen veriler kullanılmıştır. Araştırmada öncelikle faktör analizi uygulanarak ekolojik tüketimin temel boyutları belirlenmiş, ardından bu boyutlardaki davranışların yapılma sıklıklarına göre tüketiciler dört farklı kümeye ayrılmıştır. Elde edilen kümeler, her bir boyutta sergilenen davranış örüntüleri üzerinden ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Son aşamada ise, çoklu lojistik regresyon analiziyle bu tüketici kümelerinin sosyo-demografik özellikleri, toplumsal farkındalık düzeyleri ve çevresel tutumları açısından nasıl farklılaştığı ortaya konmuştur. Araştırma bulguları, ekolojik tüketimin çok boyutlu bir yapı sergilediğini ve tüketicilerin bu boyutlarda farklılaşan davranış örüntüleri gösterdiğini ortaya koymuştur. Elde edilen dört tüketici kümesi, ekolojik tüketim davranışlarının toplumda homojen dağılmadığını, bazı tüketici gruplarının ekolojik tüketimde oldukça aktif, bazılarının ise sınırlı ve seçici davrandığını göstermektedir. Diğer yandan düşük maliyetli ekolojik davranışların yaygın olarak uygulandığı, yapısal destek ve erişim gerektiren uygulamaların daha düşük oranda gerçekleştiği tespit edilmiştir. Çoklu lojistik regresyon bulgularına göre, yaş, gelir, hane büyüklüğü, bağış yapma sıklığı, çevresel kaygı ve maliyet algısı değişkenlerinin ekolojik tüketim davranışında etkili olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar ekolojik dönüşüm sürecinde gerçekleştirilecek politika ve uygulamaların tüketici eğilimlerini dikkate alarak şekillendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.Doctoral Thesis Ekonomide Yapısal Değişimin İktisadi Büyüme Üzerine Etkisi(2025) Yücel, Yunus; Kara, Serap Bedir; Soydan, AylinYapısal değişim, tarım, sanayi ve hizmet sektörleri arasında ekonomik faaliyetlerin yeniden dağıtılması olarak tanımlanmaktadır. Ancak yapısal değişim yalnızca sektörel hareketlilikle açıklanamayacak kadar karmaşık bir süreç olduğundan sürecin daha geniş bir perspektif ile ele alınması gerekmektedir. Bu bağlamda yapısal değişim, ekonomik karmaşıklık ve küresel değer zinciri kavramları ile birlikte incelenebilir. Bu tez, ekonomik karmaşıklık ve küresel değer zincirine katılımın yapısal değişimle olan ilişkisini ve bu dinamiklerin iktisadi büyüme üzerindeki etkilerini hem teorik hem de ampirik düzeyde incelemeyi amaçlamaktadır. Ekonomik karmaşıklık ve küresel değer zincirine katılım, yapısal değişim süreçlerini anlamada ve ülkeler arasındaki farklılıkları kıyaslamada önemli göstergeler olduğundan, bu değişkenlerin ekonometrik analizlerde kullanılmaları önem arz etmektedir. Bu doğrultuda tezde, yıllara ait veri kısıtı nedeniyle, 1995–2021 dönemi için ekonomik karmaşıklık ile iktisadi büyüme ilişkisi ve 1991–2018 dönemi için ise küresel değer zincirine katılım ile büyüme ilişkisi G-19 ülkeleri özelinde ele alınmıştır. Yapısal değişimin ekonomik karmaşıklık ve küresel değer zinciri ile ilişkilendirilmesi yaklaşımı, ülkeler arasındaki yapısal farklılıkları anlamaya ve iktisadi büyüme dinamiklerini incelemeye katkı sağlaması nedeniyle tezin özgün değerini oluşturmaktadır. Panel veri analizinde, uygun birim kök ve eşbütünleşme testlerinin yanı sıra, eşbütünleşme denkleminde doğru tahmincinin seçilmesi için serilerin yatay kesit bağımlılık ve homojenlik özellikleri belirlenmelidir. Bu amaçla, T>N özelliği dikkate alınarak Breusch-Pagan (LM) yatay kesit bağımlılık testi ve Pesaran ve Yamagata (2008) tarafından geliştirilen homojenlik testleri uygulanmış ve bu testlerin sonuçları dikkate alınarak uygun birim kök testleri kullanılmıştır. Serilerin uzun dönemde birlikte hareket edebileceği düşünülerek, Westerlund ve Edgerton (2008) Panel LM Eşbütünleşme Testi ve Westerlund (2006) Çoklu Yapısal Kırılmalı Panel Eşbütünleşme Testi ile uzun dönemli ilişkinin varlığı araştırılmıştır. Uzun dönemli ilişkinin tespiti sonrasında, uzun dönem katsayıları CCE ve AMG tahmincileri ile önce kırılmasız, ardından ise yapısal kırılmalı modeller için tahmin edilmiştir. Ampirik analizden elde edilen bulgulara göre, ekonomik karmaşıklığın ve küresel değer zincirine katılımın iktisadi büyüme üzerindeki etkisinin kesitlere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ekonomik karmaşıklık modelindeki analiz sonuçları, ekonomik karmaşıklığın iktisadi büyüme üzerindeki etkisinin hizmet sektörünün ekonomideki rolü, sanayileşme düzeyi ve ülkelerin gelişmişlik seviyesi ile doğrudan ilişkili olduğuna işaret etmektedir. Küresel değer zinciri modeline ait analiz sonuçları ise, küresel değer zincirine katılımın iktisadi büyümeye etkisinin, küresel değer zincirine ileriye ve geriye doğru katılımın yapısına göre değişiklik gösterebileceğine dikkat çekmektedir. Bu bulgular, mevcut büyüme ve yapısal değişim literatürüne yeni bir bakış açısı kazandırmakta olup, iktisadi büyüme ve yapısal değişim sürecinin daha kapsamlı ve çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını teşvik etmektedir.Doctoral Thesis Farklı Akış Alanı Tasarımlarının Yakıt Pili Performansına Etkisinin Deneysel ve Sayısal İncelenmesi(2019) Geliş, Kadir; Şahin, Bayram; Yurtcan, Ayşe BayrakçekenBu tez kapsamında yakıt pillerinin ağırlıkça %80 ini oluşturan bipolar plakalar üzerindeki akış kanallarının iyileştirilmesi ve geometrik optimizasyonu üzerine sayısal ve deneysel bir çalışma yapılmıştır. Deneysel çalışmalarda kullanılacak olan Membran Elektrot Grubu (MEA) tez kapsamında hazırlanarak tüm deneylerde kullanılmıştır. Deneysel çalışma kapsamında; literatürde güncel olarak kullanılan tekli serpantin tipi akış alanına sahip yakıt pili imal edilmiş ve imalatı yapılan yakıt pili 70 °C pil sıcaklığı, 1 atm basınç, %100 nemlendirme ve 0.25 lt/dk şartlarında test edilmiştir. Aynı geometri sayısal olarak çözümlenerek deneysel verilerle karşılaştırılmış ve sayısal model doğrulanmıştır. Geleneksel tekli serpantin tipi akış alanına sahip yakıt pili performansını iyileştirmek üzere 4 adet özgün akış alanına sahip model tasarlanarak öncelikle sayısal, sonra da deneysel olarak test edilmiştir. Elde edilen performansı en yüksek tasarım üzerinde geometrik parametrelerin etkisini sayısal olarak araştırmak üzere; kanal yüksekliği, kanal genişliği ve akış alanı/temas yüzeyi oranı; Yanıt Yüzey Yöntemi ile analiz edilmiştir. Akım yoğunluğunu maksimum, basınç düşümünü minimum yapacak hedef fonksiyonlara göre optimum kanal geometrisi elde edilmiştir. Elde edilen bu geometrinin pil sıcaklığı ve debisi değiştirilerek performansı deneysel olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında tasarımı yapılan ve optimize edilen akış alanına sahip yakıt pillerinde geleneksel tek serpantin tipli yakıt piline göre akım yoğunluğu deneysel olarak %22.9 artmıştır.

